Fibromiyalji Ağrısı Düşük Doz Naltrekson ile Önlenebilir mi?

Fibromiyalji - Naltrekson - Naltrexone - Fibromyalgia

Fibromiyalji Ağrısı Düşük Doz Naltrekson ile Önlenebilir mi?

Yakın zamanda yayınlanan veriler, kadınlarda fibromiyaljiye bağlı ağrıyı tedavi etmek için düşük doz naltreksonun yaygın olarak reçete edilmesine rağmen, ilacın herhangi bir analjezik etkiye sahip olduğuna dair kanıt bulunmadığını göstermektedir.

Fibromiyalji - Naltrekson - Naltrexone - Fibromyalgia

Randomize, çift kör, plasebo kontrollü çalışma Danimarka’daki Odense Üniversite Hastanesi Ağrı Merkezi’nde 18 ila 64 yaş arası (ortalama yaş 56) kadınlarda gerçekleştirilmiştir (Lancet Rheumatol 2023;6[1]:e31-e39). Araştırmacılar, 6 Ocak 2021 ile 27 Aralık 2022 tarihleri arasında toplam 158 katılımcıyı uygunluk açısından değerlendirmiştir. Değerlendirmenin ardından, fibromiyalji tanısı konan ve son yedi gün içinde 0’dan 10’a kadar sayısal derecelendirme ölçeğinde kendi bildirdiği ortalama ağrı puanı en az 4 olan 99 kadın, rastgele 1:1 oranında 6 mg naltrekson veya aynı görünen bir plasebo almak üzere belirlenmiştir.

Araştırmacılar, başlangıçtan 12. haftaya kadar 11 puanlık bir ağrı şiddeti sayısal derecelendirme ölçeğinde, ağrı şiddetindeki ortalama değişimin naltrekson grubunda 1.3 puan (%95 GA, 1.7 ila 0.8) ve plasebo grubunda 0.9 (%95 GA, 1.4 ila 0.5) olduğunu bulmuşlardır. Analiz, gruplar arasındaki 0.34’lük farkın istatistiksel olarak anlamsız olduğunu göstermiştir (P=0.27). Yan etkiler naltrekson grubundaki 49 hastadan dördünün ve plasebo grubundaki 50 hastadan üçünün tedaviyi bırakmasına yol açmıştır. Ancak, naltrekson grubundaki %84’e kıyasla plasebo grubundaki hastaların daha yüksek bir yüzdesi (%86) yan etki yaşamıştır. Plasebo grubunda bir ciddi olumsuz etki meydana gelmiş ancak ölüm bildirilmemiştir.

Çalışmanın sonuçları hasta çeşitliliğinin olmaması nedeniyle sınırlı kalmıştır. Tedavi edilen hastaların neredeyse tamamı beyaz tenliydi (%99), bir hasta ise Arktik-Asya etnik kökenine sahipti.

Araştırmacılar, “Bu çalışma, düşük doz naltrekson ile tedavinin ağrıyı hafifletmede plasebodan üstün olduğunu göstermemiştir” sonucuna varmıştır.

KAYNAK:  www.painmedicinenews.com 

 

Azərbaycanda İlk Uzman Alqoloq

Algoloji uzmanı - Alqoloq

Uzman Alqoloq tərəfindən xronik ağrıların və inadkar kəskin ağrıların diaqnostikası və müalicəsi

Uzman Alqoloq Dr. Tural BayramovAzərbaycanın ilk uzman alqoloqu (ağrı mütəxəssisi) Dr. Tural Bayramov tərəfindən türk və ingilis dillərində təsis edilən bu veb saytda alqologiya ilə əlaqəli mövzular haqqında geniş məlumat almaq mümkündür.

Uzm. Dr. Tural Bayramov hazırda Türkiyənin İzmir şəhərində Acıbadem Kent xəstəxanasında fəaliyyətini davam etdirir.

Dr. Tural Bayramovun diaqnostika və müalicəsini həyata keçirdiyi xəstəliklər :

  • Baş ağrıları
  • Bel və boyun ağrıları
  • Üz və çənə ağrıları
  • Xronik qarın ağrıları
  • Xronik pelvik (çanaq) ağrıları
  • Xronik döş qəfəsi ağrıları
  • Nevralgiyalar (trigeminal, qlossofaringeal və d.)
  • Oynaq və əzələ ağrıları
  • PRP və Kök hüceyrə müalicəsi
  • Üst və alt ətraflarda olan ağrılar
  • Damarların spazmına ve tıxanmasına bağlı olan ağrılar
  • İnadkar kəskin ağrılar
  • Xərçəng xəstəliyinə bağlı ağrılar
  • Hıçqırıq, əllərdə və ayaqlarda həddindən artıq tərləmə ( hiperhidroz), dərman müalicəsinin fayda etmədiyi nəcis və sidik inkontinansı (qaçırma)

 

İlaç Aşırı Kullanım Baş Ağrısı: Nedenleri ve Tedavisi

ilaç aşırı kullanım baş ağrısı

İlaç Aşırı Kullanım Baş Ağrısı Neden Olur? Tedavisi Nasıl Yapılır?

İlaç aşırı kullanım baş ağrısı nedir?

İlaç aşırı kullanım baş ağrısı (İAKB) kronik günlük baş ağrısıdır. Bu baş ağrısının nedeni hastada daha önce var olan baş ağrısının (migren gibi) aküt tedavisi için aşırı analjezik kullanılmasıdır. İlaç aşırı kullanım baş ağrısı klinik tanıdır ve kronik günlük baş ağrısı olan bir hastada ayda 10-15 günden fazla analjezik kullanımı öyküsü bu tanının göstergesidir. İAKB en yaygın olarak migren, küme veya gerilim tipi baş ağrısı gibi birincil baş ağrısı olan kişilerde daha az etkili olan veya spesifik olmayan ilaçların aşırı kullanılmasına bağlı gelişir.

İAKB tipik bir klinik tablosu yoktur. Genellikle altta migren gibi primer bir başağrısı vardır. Hastalar tüm başa lokalize olan, künt, sıkıştırıcı veya zonklayıcı ağrıda şikayet edebilir. Genelde hafif, eşlik eden başka semtomu olmayan devamlı bir ağrıdır. Zaman zaman baş ağrısı şiddetlenebilir.

Kadınlarda erkeklerden 3-4 kat fazla rastlanmaktadır, ortalama 40 yaşlarında tanı konulur. Türkiye’de İAKB’ye neden olan en sık ilaç grubu hala ergo türevi baş ağrısı ilaçlarıdır. Triptanların kısa sürede İAKB’na yol açabilir ama tedavisinin de daha kolay olduğu bilinmektedir. Ancak basit analjeziklerle ortaya çıkmış çok sayıda İAKB olgusu da rastlanmaktadır.

ilaç aşırı kullanım baş ağrısı

İlaç aşırı kullanım baş ağrısı (İAKB) teşhisi

İAKB tanısı kliniktir. Hekim, görüntüleme çalışmaları ve laboratuvar çalışması gibi ekstra testler yapmayı düşünebilir, özellikle de baş ağrılarının kalitesi başka herhangi bir ikincil nedeni ekarte etmek için değişirse.

Uluslararsı Başağrısı Derneği tarafından tanımlanan tanı kriterleri:

  • Öncesinden primer bir başağrısı olması
  • Günlük veya çok sık ağrı (> 15 gün / ay)
  • Analjezik ilaçların uygunsuz kullanımı (ilaç kullanımı > 10 gün / ay ve > 3 ayı aşan zamandan beri)
  • Başka bir baş ağrısı tanı kriterlerine uymaması

İAKB tedavisi nasıl yapılır?

İlaç aşırı kullanım baş ağrısı tedavisinde ilk başta kısa bir süre ağrılar kötüleşebilir. Ama daha sonra iyileşme beklenir. İyileşme uzun süre gerekebilir. Tedavide amaç tam ağrıları yok etmekten ziyade ağrıların sayında ve şiddetinde azalma olamısıdır.

İAKB tedavisinde esas prensipler:

  1. Aşırı kullanılan ilaçın kesilmesi :
  • Yavaş (aşamalı) veya ani ilaç kesimi şeklinde 2 yol izlenebilir
  1. Profilaktik (önleyici) tedavinin oluşturulması
  2. Şiddetli baş ağrısı atakları için, sınırlı sayıda kullanılmak koşuluyla, uygun atak tedavisi ilaçları belirlenmesi

Yapılan PREEMPT çalışmasında Botoks (Onabotulinumtoksin A) enjeksiyonunun ilaç aşırı kullanım baş ağrısı tedavisinde de etkili olduğu gösterilmiştir.

Radyofrekans Tedavisi Nedir ve Hangi Durumlarda Uygulanır?

Radyofrekans tedavisi

Radyofrekans Tedavisi Nedir ve Hangi Durumlarda Uygulanır?

Radyofrekans Tedavisi Nedir?

Radyofrekans  tedavisi (RF), konservatif tedavilere yanıt vermeyen kronik ağrıyı tedavi etmek için kullanılabilen minimal invaziv bir prosedürdür. Radyofrekans tedavisi, ağrının kaynağı olduğuna inanılan duyusal sinir uçlarını tahrip ederek, tedaviyi takiben ağrı ve diğer ilgili semptomları azaltır.

Bu tedaviyi önermeden önce, hastanın ideal bir aday olduğundan emin olmak için tanısal sinir bloklarının yapılması gerekir. Teşhis amaçlı yapılan bu sinir bloğu, hastanın ağrısına neden olduğuna inanılan sinir bölgesine bir lokal anestetik enjekte edilmesini içerir. Lokal anestezik esas olarak bölgeyi geçici olarak uyuşturur ve ağrı semptomlarının azalmasına neden olur. Radyofrekans lezyonunun etkinliği, hastanın geçici sinir bloğu prosedürüne verdiği yanıttan tahmin edilebilir.

Radyofrekans Tedavisi

Radyofrekans Tedavisi nasıl uygulanır?

Genellikle, radyofrekans ablasyon prosedürlerinin tamamlanması yaklaşık 30 ila 60 dakika sürer. Ağrıya neden olduğu düşünülen sinir, radyofrekans ablasyon prosedürü sırasında hedeflenir. Floroskopi veya ultrason kılavuzluğu kullanılarak hedeflenen sinirlerin yanına küçük bir iğne veya radyofrekans kanülü algoloji uzmanı tarafından yerleştirilir.

İğne yerleştirildikten sonra, iğnenin uygun şekilde yerleştirilmesini sağlamak için küçük elektrik akımları uygulanır. İğne veya kanülün uygun şekilde yerleştirildiği onaylandıktan sonra, bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezik enjekte edilir. Daha sonra radyo dalgaları üreten bir elektrik akımı sağlayan radyofrekans jeneratörü kullanılır. Bu radyo dalgaları, hedeflenen siniri 90 saniyeye kadar ısıtır ve bu da hedeflenen sinirin tahrip olmasına neden olur. İğne daha sonra çıkarılır ve prosedür tamamlanır.

İşlemden sonra hastalar iğne yerleştirilen bölgede genellikle birkaç gün içinde rahatsızlık hissedebilirler. Radyofrekans ablasyonla ilişkili riskler şunları içerir: kanama, enfeksiyon veya işlem sırasında kullanılan lokal anestetiğe alerjik reaksiyon.

Nadir görülen yan etkiler şunları içerir: uyuşma, yanma, karıncalanma ve muhtemelen ekstremitelerde güçsüzlük gibi kalıcı değişikliğe yol açabilen sinir hasarı.

Radyofrekans tedavi prosedürleri genellikle uzun süreli ağrının azalmasını sağlar; ancak ağrı yolları zamanla yenilenebilir. Bu nedenle, prosedürün tekrarlanması gerekebilir.

Radyofrekans Tedavisi uygulanan durumlar (hastalıklar)

Radyofrekans tedavisiyle başarılı bir şekilde tedavi edilebilecek çeşitli durumlar vardır:

Faset eklem ağrısı, kronik omurga ağrısının en yaygın nedenlerinden biridir. Posterior primer ramusun medial dalının radyofrekans lezyonu faset eklemini denerve edebilir ve bazı hastalar için etkili bir şekilde uzun vadeli ağrının giderilmesini sağlayabilir. Faset eklem ağrısı çeken hastalar için başarılı radyofrekans lezyonu tipik olarak bir yıldan fazla sürer.

radyofrekans tedavisi

Omurganın omurlararası disklerinden kaynaklanan omurga ağrısı, yaygın olarak diskojenik ağrı olarak adlandırılan başka bir yaygın ağrı kaynağıdır. Ağrılı disk tanımlandıktan sonra, radyofrekans lezyonu, ya rami communicans sinir lezyonu yoluyla ya da intradiskal denervasyon teknikleri kullanılarak, omurlararası diskin kısmen denervasyonu için kullanılabilir.

Organik (yapısal) nedenlerin bir sonucu olan koksidodini (kuyruk sokumu ağrısı), koksigeal sinirin radyofrekans lezyonu veya impar gangliyonu ile tedavi edilebilir. Radyofrekans lezyonunu kullanmadan önce, ağrının doğası gereği organik olduğunu doğrulamak için mutlaka tanısal blok gerçekleştirilir.

Sempatik sinirler tarafından iletilen ağrının tedavisi için radyofrekans yöntemi kullanılarak sempatik zincir veya sempatik gangliyonların lezyonu oluşturulur. Oluşturulan bu lezyon, sinir sinyali iletiminin kesintiye uğramasına neden olur.

Gasser ganglionun termokoagülasyonu ile trigeminal nevraljiyi tedavi etmek için radyofrekans tedavisi kullanılabilir. Ayrıca, sfenopalatin ganglion ve stereotaktik kordotomi lezyonu oluşturarak kanser ağrısını tedavi etmek için de bu yöntem kullanılabilir.

Pulsed Radyofrekans tedavisi nedir?

Pulsed radyofrekans (PRF), bazı kronik ağrı durumlarında kullanılabilen iyi bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem yukarıda değinilen geleneksel probun ısıtıldığı radyofrekans nörotomi (RF) tedavisinden farklıdır. Pulsed RF tedavisi, proba aralıklı bir elektrik akımı uygular ve böylece sinirin ısınmasını önler. Bu da sinir hasarını en aza indirir. Pulsed RF tedavisi zayıflığa veya normal duyu kaybına neden olmaz.

Pulsed radyofrekans tedavisi, aşağıdaki durumların tedavisinde yardımcı olabilir:

  • Bel ve bacak ağrısı, radiküler bacak ağrısı veya “siyatik” (Dorsal Kök Ganglion PRF)
  • Bel / kalça ağrısı veya kluneal nöropati (kluneal sinir PRF)
  • Oksipital nevralji (oksipital sinir PRF)
  • Omuz Ağrısı (supraskapüler sinir PRF)
  • Kasık ağrısı
  • Diğer periferik sinir ağrıları

Birçok çalışma, Pulsed radyofrekansın güvenli ve etkili olduğunu göstermiştir ve komplikasyonları nadirdir. Komplikasyonlar arasında enfeksiyon, kanama veya morarma, yakındaki yapılarda hasar, alerjik veya diğer ilaç reaksiyonları bulunur. İşlemin kendisi çok acı verici olmasa da, 2-3 gün içinde tam fayda gelişmeden önce işlem sonrası ağrıda bir alevlenme yaşanabilir.

Fibromiyalji Nedir? Teşhisi ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Fibromyalgia - Fibromiyalji

Fibromiyalji Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

Fibromiyalji Nedir?

Fibromiyalji, kronik, uzun süreli, yaygın kas ağrısı, eklem ağrısı ve yorgunluğa neden olan bir hastalıktır. Ağrı aralıklı olarak azalabilir veya artabilir. Bilinen bir nedeni yoktur, ancak stres ve genetik gibi belirli faktörler kişiyi hastalığa yatkın hale getirebilir. Tedavisi olmamasına rağmen ilaçlar, yaşam tarzı değişiklikleri ve diğer terapiler hastanın durumunda rahatlama sağlar.

Fibromiyalji hastalığı nedir?

Fibromiyalji kimlerde olabilir?

Çocuklar dahil herkesde fibromiyalji olabilir. Kadınların bu hastalığa yakalanma olasılığı erkeklerden iki kat daha fazladır. Belirtiler genellikle orta yaşta ortaya çıkar. Romatoid artrit, lupus ve sarkoidoz gibi diğer kronik rahatsızlıklardan muzdarip hastaların % 20 kadarı da fibromiyaljiye sahip olabilir.

Ne tetikler?

Aşağıdakiler gibi belirli koşullar veya olaylar semptomları tetikleyebilir:

  • Erken doğma, taciz, kazalar gibi travmatik yaşam olayları gibi stresörler
  • Viral enfeksiyonlar veya diğer hastalıklar gibi tıbbi durumlar
  • Anksiyete, depresyon, diğer duygudurum bozuklukları
  • Kötü uyku düzeni
  • Egzersiz yapmamak

Belirtileri nelerdir?

Yaygın kas ağrısı ve eklem ağrısı ile birlikte yorgunluk ve kalitesiz uyku, fibromiyaljinin belirleyici semptomlarıdır. Hastalık her hastayı farklı şekilde etkiler. Şunları da hasta deneyimleyebilir:

  • Kaygı veya depresyon
  • İshal veya kabızlık dahil sindirim sisteminde olan sorunlar
  • Yüz veya çene ağrısı (temporomandibular eklem bozuklukları)
  • Baş ağrısı veya migren
  • Hafıza sorunları
  • Ellerde veya ayaklarda karıncalanma veya uyuşma

Fibromiyalji hastasında hassas noktalar

Fibromiyalji atağını ne tetikler?

Bazı şeyler, özellikle stres seviyesinin artıran durumlar, fibromiyalji atağına (alevlenme) neden olabilir. Bunlar aşağıdakileri içerir:

  • Günlük rutinlerde değişiklikler
  • Diyet değişiklikleri veya kötü beslenme
  • Hormon dalgalanmaları
  • Uyku eksikliği
  • İşle ilgili stres, başka bir hastalık, duygusal stres gibi
  • Tedavide olan değişiklikler
  • Uyku düzeninde değişiklik (örneğin, vardiyalı çalışma)
  • Hava veya sıcaklık değişiklikleri

Nasıl teşhis edilir?

Fibromiyaljiyi kesin olarak teşhis eden bir test yoktur. Fibromiyalji tanısı, semptomlara ve fizik muayene sonuçlarına göre klinik olarak onaylanır. Anemi veya tiroid hastalığı gibi diğer yorgunluk nedenlerini dışlamak için temel kan testleri önerilir. Teşhis, semptomlarla birlikte hastanın aile ve tıbbi geçmişine dayanır.

Fibromiyaljisi olan kişiler, çoğu insanı rahatsız etmeyecek ağrıya karşı son derece hassas olma eğilimindedir. Doktor, vücuttaki dokunmaya karşı oldukça hassas olan tetik noktaların veya alanların sayısını değerlendirebilir.

Tanı için, yorgunluk ve hafıza ve konsantrasyon bozukluğu, kalitesiz uyku, depresyon semptomları ve huzursuz olma gibi diğer semptomlarla birlikte üç ay boyunca yaygın ağrı mevcut olmalıdır.

Nasıl kontrol altına alınır veya tedavi edilir?

Fibromiyaljinin tedavisi yoktur. Bazı ilaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleri semptomları iyileştirebilir. Aşağıdaki seçenekler fibromiyalji tedavisinde kullanılabilir:

  • İyileştirilmiş uyku alışkanlıkları
  • Stres yönetimi teknikleri
  • Egzersiz tedavisi
  • Analjezik ilaçlar, antidepresanlar, antikonvülzanlar (sara ilaçları)
  • Tetik nokta enjeksiyonu, Kuru iğne tedavisi
  • Bilişsel davranışçı terapi

Komplikasyonları nelerdir?

Fibromiyalji yaşamı tehdit etmez. Kronik ağrı ve yorgunlukla yaşamak bu hastalığı olanlar için zor olabilir. Fibromiyalji tedavi edilmezse iş hayatı ve günlük aktiviteler daha da zorlaşır ve yaşam kalitesi azalır.

Fibromiyaljiyi nasıl önlenebilir?

Fibromiyaljiye neyin sebep olduğu bilinmediği için gerçekten bu hastalığı önlemek için hangi adımların atılması gerektiğini söylemek zordur. Yine de aşağıdakileri yapmak her zaman iyi bir fikirdir:

  • Stresi en aza indirmek
  • Besleyici bir diyet
  • Yeterli uyku
  • Sağlıklı kilo
  • Artrit, depresyon veya diğer durumların iyi tedavi edilmesi
  • Aktif ve düzenli egzersiz yapılması

Fibromiyalji tanısı alan hastalar için prognoz nedir?

Fibromiyaljisi olan çoğu insan, ilaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleri ile semptomları hafifletebilir. Stresi azaltmak için adımlar attıktan sonra bazen semptomlar kaybolur. Stresli zamanlarda semptomlar geri gelebilir. Az sayıda insan çalışamayacak kadar şiddetli ağrı veya yorgunluk yaşar.

Ağrı Tedavisinde Hangi Rejeneratif Tıp Yöntemleri Önerilir?

trombositten zengin plazma tedavisi

Rejeneratif Tıp Nedir? Ağrı Tedavisinde Hangi Rejeneratif Tıp Yöntemleri Önerilir?

Rejeneratif tıp nedir?

Rejeneratif tıp, normal işlevlerini yerine getirmek için hücrelerin, dokuların veya organların değiştirilmesi veya yenilenmesi sürecini ifade eden, yeni gelişen modern tıp dalıdır. Algoloji pratiğinde rejeneratif tıp olarak 3 spesifik tedavi  yöntemi kullanılmaktadır: trombosit açısından zengin plazma (PRP) tedavisi, kök hücre enjeksiyonları ve proloterapi. Rejeneratif tıp tedavi yöntemleri vücuttaki hasarı iyileştirmeye odaklanır ve ağrının azalmasının yanısıra fonksiyonların iyileşmesine sebep olabildiği düşünülmektedir.

Rejeneratif Tıp

Şimdi sizlere PRP, kök hücre tedavisi ve proloterapi ile kısa bilgi vermek istiyorum:

Trombositten zengin plazma tedavisi (PRP) 

Trombositten zengin plazma veya PRP tedavisi için hastanın kendi kanı kullanılır. Hastanın kendi kanını kullanmak, tedavi sırasında enfeksiyon hastalık bulaşma riskini ortadan kaldırır ve minimal invazif bir tedavi türü olarak kabul edilir. Hastadan kan alınır ve ardından bir santrifüje yerleştirilir. Trombositler kanın bir kısmından ayrılır ve ardından tedavi edilen bölgeye enjekte edilir. Konsantre trombositler dokuların tamir ve yenilenmesinde esas olan büyüme faktörleri gibi yüksek doz biyoaktif proteinlere sahiptir.  Trombositten zengin plazma tedavisi enjeksiyonları, normalde kanda bulunan trombosit miktarının beş ila on katı arasında bir miktara sahiptir. PRP’nin kalitesi, trombositlerin yaşama kabiliyetine bağlıdır. PRP uzman bir ekip tarafından hazırlanmalı ve uygulanmalıdır.

Kök hücre tedavisi 

Kök hücreler, vücudun herhangi bir özel hücre tipine dönüşebilme kapasitesine sahip hücrelerdir, ve bu nedenle aldığı sinyale göre gerekli olan hücre tipine dönüşebilen akıllı hücrelerdir. Görevleri, parçası oldukları canlı yapıyı (örneğin deri, doku, organlar vb.) yenilemek veya tamir etmektir. Özellikle kas iskelet sistemindeki zedelenmelerden kaynaklanan kronik ağrı tedavisinde kemik iliği ve yağ doku kaynaklı kök hücreler en sık kullanılanlardır. Kök hücrelerin vücudun hasarlı bir bölgesine enjekte edilmesi, sağlıklı dokunun yenilenmesine yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

Proloterapi 

Proloterapi, ağrı veya instabilite olan alana hafif tahriş edici bir ajanın birkaç hafta arayla bir dizi enjeksiyonuyla uygulanmaktadır. Klasik proloterapi hipetonik dekstroz çözeltisini hasar veya yaralanmanın meydana geldiği belirli bir alana enjekte edilmesini içerir. Kas iskelet sisteminde kaynaklanan ağrıların tedavisinde proloterapinin etkili  olması ile ilgili tıp literatürde bazı çalışma sonuçları yayınlansa da, bu sonuçları destekleyen yüksek kaliteli randomize kontröllü çalışmalar kısıtlıdır.

Kronik Migren Tedavisi İçin Botoks Enjeksiyonu

Kronik migren tedavisi için Botoks enjeksiyonu

Kronik Migren Tedavisi İçin Botoks (Onabotulinum toxin A) Enjeksiyonu

Günümüzde kronik migren baş ağrısı tedavisinde altın standart yöntemlerden olan Botoks enjeksiyonu kliniğimizde başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Bu yazımızda kronik migren tedavisi için Botoks enjeksiyonu ile ilgili genel bilgi vermekteyiz. 

Botoks nedir?

Botoks, botulizme neden olan bakteriler tarafından üretilen bir nörotoksindir (Onabotulinum toxin A). Botulinum toksini saflaştırılıp belirli bölgelerde küçük dozlarda kullanıldığında yaklaşık 3 ay süreyle geçici olarak kas kasılmalarını azaltır.

Kronik migren tedavisi için Botoks enjeksiyonu

Migren tedavisi için Botoks enjeksiyonu

Çoğu kişi “Botulinum” (Botox) kelimesini duyar duymaz otomatik olarak kırışıklıklar için tedaviyi düşünür. Bununla birlikte, Botox farklı hastalıkların tedavisinde kullanılmakta ve  2010 yılında, FDA tarafından kronik migren tedavisinde kullanım için onaylandı ve birçok hasta tedavilerinin başarılı olduğunu bildirdi.

Hastanın en az 3 ay süreyle, ayda 15 veya daha fazla gün baş ağrısı yaşaması ve bu baş ağrılarından en az 8 gününün migren özellikleri taşıması kronik migren olarak tanımlanmaktadır.

Botoks nasıl etki eder?

Kronik migren tedavisi için Botoks genellikle belirlenmiş 31 noktaya enjekte edilir, ve enjekte edildiği yerin etrafındaki sinir uçlarına girer ve ağrı iletimi ile ilgili kimyasalların salınmasını engeller. Bu, beyindeki ağrı ağlarının aktivasyonunu engeller.

Migren başağrısı için Botoks tedavisi nasıl uygulanır?

Kronik migren tedavisi için Botoks enjeksiyonu uygulaması  yaklaşık 15-20 dakika sürer. Doktor çok küçük bir iğne kullanır. Alın, baş ve boyun bölgesindeki sığ kaslara az miktarda Botoks enjekte eder. Her tedavi tipik olarak 31 enjeksiyon içerir.

Botox enjeksiyonlarının en sık görülen yan etkisi boyun ağrısıdır ve rahatsızlığı azaltmak için buz torbası kullanılması önerilir.

Botox enjeksiyonu 3 ay sonra tekrar yapılabilir ve maksimum faydayı görmek altı ayı bulabilir. Bu arada, herhangi bir ilaç etkileşimi riski olmadan normal ilaçlara devam edebilebilir.

Kronik migren tedavisi için Botoks enjeksiyonu doğru hastaya, doğru noktalara ve doğru dozda uygulanmalı ve komplikasyonları göz önünde bulundurulmalıdır. Bu sebebten deneyimli doktorlar tarafından uygulanmalıdır.

Küme Baş Ağrısı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Küme baş ağrısı tedavisi

Küme Baş Ağrısı Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Küme baş ağrısı, gerilim tipi ve migren  baş ağrısından sonra en sık görülen primer başağrısıdır. Daha yaygın olarak 20-40 yaş arası ortaya çıkmaktadır. Çocuklarda ve yaşlılarda çok seyrek görülür, erkeklerde ve sigara içenlerde daha sıktır. Ağrı tipik olarak tek taraflı, çok şiddetli ve migrene göre kısa sürelidir. Küme Baş Ağrısı Küme başağrısı olarak adlandırılmasının nedeni periyodik şekilde ortaya çıkmasıdır. Bu başağrısı primer olabileceği gibi, nadir de olsa, sekonder bir nedenle de ortaya çıkabilir. Orbital, supraorbital, temporal bölgede tek taraflı, 15-180 dakika süren ve gün aşırı bir kez ile günde 8 defaya kadar ortaya çıkan şiddetli ataklardır. İlişkili semptomlar arasında ışık hassasiyeti, burun tıkanıklığı ve sulu gözler bulunur. Bilinmeyen nedenlerle erkeklerde kadınlara göre 3-4 kez daha sıktır. 

Küme baş ağrısının tedavisi

Akut atakta 5-8 litre/dakika oksijen inhalasyonu %70 oranında başarılı olmaktadır. İlaç tedavisi doktor tarafından önerebilir. Profilaksisinde ilaçla tedavi ve girişimsel algoloji yöntemleri (Sfenopalatin ganglion blokajı, GON blok gibi) kullanılabilir. Girişimsel tedavi yöntemleri algoloji uzmanları tarafından başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

Gerilim Tipi Baş Ağrısı Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

gerilim tipi baş ağrısı

Gerilim Tipi Baş Ağrısı Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Gerilim tipi baş ağrısı nedir?

Gerilim tipi baş ağrısı migrenden daha sık görülmekle birlikte, görece daha hafif baş ağrılarına neden olduklarından hekime daha az başvurulur. Sıklıkla 20 yaş civarında başlar, her yaşta görülebilir. Kadınlarda biraz daha sık görülmekle birlikte aradaki fark migrende olduğu kadar çarpıcı değildir. 

Gerilim Tipi Baş Ağrısı

Gerilim tipi baş ağrılarıyla ilişkili ağrı, tipik olarak başın önünde veya arkasında hissedilir. Başlangıcı ve çözülme günün belirli saatlerinde meydana gelmekle birlikte, genellikle ortaya çıkmaları daha düzenlidir. Doğası gereği kronik olabilirler ve bazen bir seferde birkaç gün boyunca ortaya çıkarlar. Gerilim tipi baş ağrısı genellikle başın etrafındaki aşırı basınç olarak tanımlanır ve özellikle ışık ve sese karşı duyusal hassasiyetlerle ilişkilendirilebilir.

 Genellikle diğer tip baş ağrılarından daha hafif olmasına rağmen, epizodik gerilim tipi baş ağrıları, sıklıkları nedeniyle çok rahatsız edici olabilir. Epizodik gerilim tipi baş ağrıları 30 dakikadan 15 güne kadar sürebilir. Genellikle sinirlilik, odaklanma veya konsantrasyon kaybı ve bu tür baş ağrısını tetikleyen uyaranlara karşı artan hassasiyet ile ilişkilendirilirler.

Gerilim tipi baş ağrısı tedavisi

Atak sırasında genelde doktorlar parasetamol gibi basit analjezikler veya steroid olmayan antiinflamatuar ilaçların yeterli olduğunu bildirirler. Bu ağrıkesicilerin herhangi birinin diğerlerine üstünlüğü gösterilmemiştir. Tedavide hasta temelli bir yaklaşım uygundur. Kronik gerilim tipi baş ağrılarında antidepresan ilaçlar kullanılır. Girişimsel algoloji yöntemlerden büyük oksipital blok (GON) blokajı ve Botox enjeksiyonu kullanılabilir.

İlaç ve girişimsel algoloji yöntemlerle tedavi ile birlikte gevşeme teknikleri, stresle mücadele yöntemleri, çeşitli egzersizler ve masaj gibi uygulamaların yapıldığı ilaç dışı tedaviler de başarılı sonuçlar vermektedir.