Ağrı Pili veya Spinal Kord Stimülatörü (SCS) Nedir?

Ağrı pili veya spinal kord stimülatörü

Spinal Kord Stimülatörü veya Ağrı Pili Nedir? Hangi Hastalara ve Nasıl Uygulanır?

Spinal Kord Stimülatörü – Ağrı Pili nedir?

Spinal Kord Stimülatörü (ağrı pili), ağrıyı gidermek için doğrudan omuriliğe düşük volatajda elektrik akımı gönderen implante edilmiş bir cihazdır. Spinal kord stimülatörü, ince tellerden (elektrotlar) ve küçük, kalp pili benzeri bir pil takımından (jeneratör) oluşur. Elektrotlar, omurilik ve omur arasına (epidural boşluk)  yerleştirilir ve jeneratör, genellikle kalça veya karın yakınına, derinin altına yerleştirilir. Ağrı pili, hastaların ağrı hissettiklerinde uzaktan kumanda kullanarak elektriksel uyarıları göndermelerini sağlar.

Spinal kord stimülasyonu, çoğunlukla konservatif ağrı tedavisi seçenekleri yeterli rahatlama sağlayamadığında kullanılır. Stimülasyon ağrının kaynağını ortadan kaldırmaz. Sadece beynin algılama şeklini değiştirir. Sonuç olarak, analjezik etkisi her kişi için farklı olabilir. Ağrı pilinin hedefi ağrıda %50 ila %70’lik bir azalmadır. Bununla birlikte, hastanın günlük aktivitelerini gerçekleştirmesine yardımcı oluyorsa ve aldığı ağrı kesici ilaç miktarını azaltıyorsa, ağrıda küçük bir azalması bile önemli olabilir. Spinal kord stimülasyonu kas gücünü artırmaz.

Ağrı Pili veya Spinal Kord Stimülatörü

Spinal kord stimülasyonu, aşağıdakiler de dahil olmak üzere farklı türdeki kronik ağrıları tedavi etmek veya yönetmek için kullanılabilir:

  • Ameliyattan sonra bile devam eden bel ağrısı (başarısız bel ameliyatı sendromu)
  • Araknoidit (beyni ve omuriliği kaplayan ince bir zar olan araknoidin ağrılı iltihabı)
  • Başka yollarla tedavi edilemeyen göğüs (kalp) ağrısı (anjina)
  • Omurilik yaralanmaları
  • Nöropatik (sinirle ilgili) ağrılar (radyasyon, cerrahi veya kemoterapiden kaynaklanan şiddetli diyabetik nöropati ve kansere bağlı nöropati gibi)
  • Periferik damar hastalıkları
  • Kompleks bölgesel ağrı sendromu
  • Amputasyon sonrası ağrı
  • Viseral karın ağrısı ve perine ağrısı

Doktor ağrı pilinin hasta için doğru bir tercih olduğundan ve muhtemelen kronik ağrıda önemli bir rahatlama sağlayacağından emin olmak isteyecektir. Bu öneriyi yapmak için algoloji (ağrı) uzmanı kan tahlilleri, görüntüleme testleri ve psikolojik tarama isteyecektir.

Her hasta farklıdır, ancak genel olarak ağrı pilinden en çok fayda gören kişiler:

  • İlaç tedavisi, minimal invazif tedaviler veya önceki ameliyatlarla yeterli düzeyde ağrısı azalmamış hastalar
  • İşlemin etkinliğini azaltacak psikiyatrik rahatsızlığı olmayan hastalar

Spinal Kord Stimülasyonu nasıl uygulanır?

  • Girişim gününde başlayan veya daha öncesinden başlamış olan grip, sinüzit veya benzeri bir enfeksiyon varsa yahut sebebi saptanmamış da olsa yüksek ateş varsa girişimden önce mutlaka doktora bildirilmelidir.
  • Kan sulandırıcı ilaçlar önceden kesilmeli. Özel durumlarda hasta kullanılan pıhtılaşma önleyici ilaçları kullanmasını öneren hekimle görüşüp hekim onayını alması ve ardından en az 1 hafta önceden kesilmeli.
  • Girişimin 6-8 saat öncesinden itibaren tamamen aç ve susuz kalınmalı; herhangi bir katı-sıvı gıda, su ve çay almamış olmanız gerekmektedir. Eğer devamlı olarak kullanılması gereken kalp, şeker veya tansiyon ilacı varsa doktora görüşerek ilaçları nasıl alınması gerektiğini soruulmalı.
  • Girişim günü mevcut en son tarihli görüntüleme yöntemi ve filmleri ( MR-EMG-Tomografi) hasta beraberinde getirmeli.
  • Müdahalenin yapılacağı bölgede açık yara veya enfeksiyon düşündürecek cilt defektlerinin varlığında doktora bilgi verilmeli.
  • Mutlaka hastaya eşlik edebilecek bir refakatçi ile gelinmeli.

Başarılı Spinal Kord Stimülasyonu uygulaması için iki aşama gerektirir: birinci aşama uygulamanın etkinliğini test etmek – deneme aşaması ve ikinci kalıcı implantasyon aşaması.

Deneme aşamasında floroskopi ile görüntüleme eşliğinde algoloji uzmanı tarafından yönlendirilen elektrotlar omurganın epidural boşluğuna dikkatlice yerleştirilir. Ağrının yeri, bu elektrotların omurga boyunca hangi seviyeye yerleştirileceğini etkiler. Jeneratör/pil vücudun dışında tutulur ve bir kemer üzerinde hastanın belinizin etrafına takılır.

Yaklaşık 1-3 hafta boyunca cihazın ağrıyı ne kadar azalttığı değerlendirilir. Ağrı düzeyinde %50 veya daha fazla azalma olursa, deneme başarılı olarak kabul edilir. Başarılı olursa, cihazı kalıcı olarak implante etmek için ameliyat planlanır. Başarısız olursa, teller klinikte omuriliğe veya sinirlere zarar vermeden kolayca çıkarılabilir.

İkinci aşamada kalıcı implantasyon prosedürü sırasında jeneratör(pil) derinin altına yerleştirilir ve deneme elektrotları steril elektrotlarla değiştirilir. Deneme elektrotlarının aksine, bunlar hareketi en aza indirmek için dikişlerle sabitlenecektir. İmplantasyon işlemi  yaklaşık 1-2 saat sürebilir.

Ameliyat sonrası ne olur?

Çoğu hasta aynı gün veya ertesi sabah eve taburcu edilir. Jeneratör (Pil), hastaneden ayrılmadan önce programlanacaktır. Evde hastanın izlemesi için algoloji uzmanı yazılı talimatlar verecektir.

Ameliyat sonrası 6 hafta boyunca hasta eğilmemeli, ağır bir eşya kaldırmamalı, belini ve sırtını bükmemeli veya başının üzerinde olan eşyalara uzanmamalı. Bu, iyileşene kadar elektrotlarınların yerinden oynamasını önlemek içindir.

  • 2 kilodan daha ağır bir şey kaldırmamalı
  • Bahçe işi, ev işi ve seks dahil yorucu aktivite yapılmamalı
  • Takip randevusuna kadar araba kullanmamalı
  • Alkol içmemeli, kanama riskini artırır. Ayrıca, alkol ağrı kesici ilaçlarla karıştırmamalıdır.
  • Ağrı ve şişliği azaltmak için insizyon etrafına günde 3-4 kez 15-20 dakika boyunca soğuk uygulaması (buz) yapılmalı.
  • Hasta uyumadığı sürece bir saatten fazla oturmamalı veya bir pozisyonda yatmamalıdır.
  • Baş ağrıları, elektrot bölgesi çevresinde beyin omurilik sıvısının sızmasından kaynaklanabilir. Sızıntı genellikle kendi kendine iyileşir. Hasta düz bir şekilde uzanmalı ve bol miktarda kafeinli karbonatsız sıvı (çay, kahve) içmelidir.
  • Her 3-4 saatte bir 5-10 dakika ayağa kalkmalı ve yürümelidir. Hasta yapabildiği kadar yavaş yavaş yürümeyi artırmalıdır.

Spinal Kord Stimülatör cerrahisinin komplikasyonları nadirdir, ancak hiçbir işlem risksiz değildir. Hastaların küçük bir yüzdesi şunları yaşayabilir:

  • İlk 2-8 haftada ortaya çıkabilen enfeksiyon.
  •  
  • Elektrot migrasyonu (yani elektrotlar orijinal konumlarından hareket eder ve stimülatör ağrıyı etkili bir şekilde engellemez). Bu genellikle elektrotları uygun noktaya geri koymak için bir takip ameliyatı gerektirir.
  • Cihaz hasarı (ör. düşme veya yoğun fiziksel aktivite stimülatörü bozar).
  • Dural ponksiyon – Dura mater omuriliği çevreler. Elektrotlar, dura mater’nin hemen dışındaki epidural boşluğa yerleştirilir. Bir iğne veya elektrot çok derine iner ve onu delerse beyin omurilik sıvısı dışarı sızabilir. Bu delikler şiddetli baş ağrılarına neden olabilir.
  • Omurilik travması – Son derece nadir olmasına rağmen, omurilik stimülatörünün yerleştirilmesi sinir hasarına ve felce neden olabilir.

Spinal Kord Stimülasynunun sonuçları dikkatli hasta seçimine, başarılı deneme stimülasyonuna, uygun cerrahi tekniğe ve hasta eğitimine bağlıdır. Stimülasyon, ağrıya neden olan durumu iyileştirmez. Ama, hastaların ağrıyı yönetmesine yardımcı olur. Ağrı en az yarı yarıya azalırsa uygulama başarılı kabul edilir.

Ağrı pili ile ilgili yayınlanmış çalışmalar, kronik ağrıdan mustarip hastaların %50 ila %80’inde iyi ila mükemmel uzun süreli rahatlama olduğunu göstermektedir.

Spinal Kord Stimülatörüyle yaşamak

Genel olarak, ağrı pili tarafından sağlanan ağrı azalması, hastaların ameliyattan önce yapabileceklerinden çok daha fazlasını yapmalarını sağlar, ancak dikkat edilmesi gereken bazı kısıtlamalar vardır.

Ağrı pili kapalı olduğu sürece, röntgen ve BT taramaları genellikle güvenlidir. Herhangi bir taramaya başlamadan önce daima doktorunuza, hemşirenize veya teknisyeninize ağrı pilinizin olduğunu bildirin.

Hayır, ağrı pili olanlar için MR her zaman güvenli değildir. Bazı yeni cihazlar belirli MR makinesi modelleri uyumludur, ancak doktorunuzun önce stimülatorunuzun özelliklerini değerlendirmesi gerekecektir. Cihazınız MR uyumlu değilse, MRG ciddi yaralanmalara neden olabilir.

Evet, havaalanı güvenlik kapıları stimülatorunuzu algılayacaktır, ancak doktorunuz size makineyi atlamanıza izin verebilecek bir belge verecektir.

Hayır, stimülasyon seviyelerindeki ani değişiklikler dikkatinizin dağılmasına neden olabileceğinden, araç veya ağır makine kullanırken ağrı pilinizi kapatmalısınız.

Kalıcı, implante edilmiş bir jeneratörle yüzmek iyidir, ancak geçici stimülatörünüzü ıslatamazsınız. Deneme süresi boyunca banyo ve duşlardan kaçınmanız gerekecektir.

Evet, sağladığı ağrı kesici düzeyinden memnun değilseniz veya sisteminizde bir enfeksiyon veya mekanik sorun varsa ağrı pili güvenle çıkarılabilir.

Kadınlarda Osteoartrit Nedenleri

Osteoartrit - Diz kireçlenmesi ve diz ağrısı

Kadınlarda osteoartrit neden daha sık rastlanmaktadır?

Yapılan araştırmalar, kadınların osteoartritin (eklem kireçlenmesi) neden olduğu eklem ağrısı, acı ve sertlik gibi şikayetleri yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Örneğin, kanıtlar şunları göstermektedir:

  • 50 ila 60 yaşları arasındaki kadınlarda, aynı yaş grubundaki erkeklere göre el osteoartriti gelişme olasılığı 3,5 kat daha fazladır.
  • Kadınlarda diz osteoartriti gelişme olasılığı erkeklerden % 40 daha fazladır.
  • Kadınlarda kalça osteoartriti gelişme olasılığı erkeklerden % 10 daha fazladır.
  • Bazı araştırmalar, kadınların erkeklerden daha şiddetli osteoartrit ağrısı bildirme eğiliminde olduğunu göstermektedir.

Diz osteoartriti

Peki, neden kadınların erkeklerle kıyaslandığında osteoartrit olma ihtimali daha fazla? Bunun nedenlerini irdelemeğe çalışacağız.

1. Hormon seviyelerindeki değişiklikler

Araştırmalar, kadınların osteoartrite duyarlı olmasının hormon seviyeleriyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Hormon seviyeleri, menstruasyon (adet) döngüleri ile dalgalanır ve menopoz sırasında değişir.

Menstruasyon (adet) ve eklem gevşekliği

Adet döngüsünün belirli aşamalarında artan hormon seviyeleri, eklem gevşekliğine neden olur ve bu eklemlerde instabiliteye ve yaralanma riskinin artmasına neden olur. Hem eklem instabilitesi hem de yaralanma, osteoartrit gelişimine katkıda bulunabilir.

Adet döngüsünde, eklem gevşekliği ve osteoartrit arasındaki ilişki belki de en çok diz osteoartriti durumunda açıkça rastlanmaktadır. Birçok araştırmacı, eklem gevşekliğindeki dalgalanmaların, kadın sporcuların dizdeki ön çapraz bağı (ACL) yırtma olasılığının erkeklerden 2 ila 8 kat daha fazla olduğunu açıklamaya yardımcı olduğuna inanıyor. Geçmişte  ACL hasarı olan kişilerin, etkilenen dizde diz osteoartriti gelişme olasılığı 4 ila 6 kat daha fazladır.

Menopoz

Kadınlarda osteoartrit gelişme riski, menopozdan sonra önemli ölçüde artar ve kadınlar bu süre içinde eklem ağrısının ortaya çıktığını veya kötüleştiğini fark edebilir. Menopoz sırasında östrojen seviyeleri düşer. Bu düşüş, vücutta osteoartrit sürecini hızlandıran değişikliklere katkıda bulunur.

2. Kas-iskelet sistemi ve biyomekanikteki farklılıklar

Kadınların vücutları erkeklerinkiyle aynı eklemlere sahipken, bazı kas-iskelet sistemi farklılıkları mevcuttur. Bu farklılıklar, kadınların ayakta durma, yürüme ve koşma eğilimini ve eklem yüzeylerinin birbirlerine göre nasıl hareket ettiğini (artikülasyonu) değiştirir.

Yapılan bilimsel çalışmalar, gösteriyor ki anatomik farklılıklar nedeniyle kadınların dizleri daha fazla yıpranıyor. Bir çalışma, erkek dizleri ile karşılaştırıldığında, kadınların diz eklemlerinin kemikli yüzeylerinin birbirine uymadığını veya birbirleriyle hareket uyumlu etmediğini buldu. Ayrıca kadın dizleri, kemik boyutu ve vücut kütlesi hesaba katıldığında erkek dizlerinden daha az kıkırdak içerir.

Zamanla, bu anatomik farklılıklar ve ilişkili eklem yükü, osteoartrit gelişimine katkıda bulunabilir.

3. Fazla kilo taşıma eğilimi

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne (NIH) göre, ABD’li kadınların obez veya aşırı derecede obez olma olasılığı erkeklerden daha fazladır.

Obezite, osteoartrit riskini artırır çünkü:

  • Ekstra ağırlık, kalçalar, dizler ve ayak bilekleri gibi yük taşıyan eklemlere daha fazla baskı uygular. Bu stres, eklem kemikleri arasında sürtünmeyi artırır ve eklem yüzeylerine zarar verebilir. Bunun yanında, obezite, düşük dereceli, sistemik iltihaplanma ile de ilişkili bulunmuştur. Bu iltihap, ellerdeki ağırlık taşımayan eklemler de dahil olmak üzere herhangi bir eklemde osteoartrit gelişimine katkıda bulunabilir.

Obezite

Uzmanlar, kadınların neden osteoartrite yakalanma olasılığının daha yüksek olduğunu hala araştırıyorlar. Bu arada, kadınların ve tüm yetişkinlerin, kendilerini daha sağlıklı hissetmek ve eklem ağrılarını azaltmak için bir dizi adımlar atabilirler. Yürüme, fizik tedavi ve düşük yoğunluklu egzersizler genellikle güvenli kabul edilir. Çünkü minimum eklem yükü ile kasın korunmasına ve güçlendirilmesine yardımcı olurlar.

Bursit Tedavisi Nasıl Yapılır? Bursit Nasıl Önlenir?

Bursit tedavisi Subakromiyel bursit

Bursit Tedavisi Nasıl Yapılır? Bursit Oluşmasını Önlemek İçin Ne Yapılmalı?

Bursit tedavisi doğru bir şekilde yapılmazsa, kronikleşebilir, ve birkaç hafta, ay veya daha uzun süre devam eder. Bursit tedavisi, bursadaki iltihabın azaltmasını ve ağrı yönetimini içerir.

Bursit tedavisi

Bursit tedavisi hafif vakalarda evde yapılabilir. Ancak evde yapılan tedavilerden bir veya iki hafta sonra şişlik ve ağrı azalmazsa tıbbi tedaviler gerekli olabilir. Nadiren ameliyata ihtiyaç duyulur.

Septik (enfeksiyona bağlı) bursitten şüphelenildiğinde mutlaka tıbbi tedavi gereklidir, çünkü enfeksiyon kan dolaşımı dahil olmak üzere vücudun diğer noktalarına yayılabilir ve bu durum yaşamı tehdit eder.

Bursit oluştuğunda, tekrarlama riski vardır. Bu nedenle bursitin tekrar etmesini önlemek için önlemler alınması gerkmektedir.

Bursit için evde uygulanabilinen tedaviler

Evde birkaç basit yöntemle, septik olmayan bursit etkili bir şekilde tedavi edebilir. Bu yöntemler şunları içerir:

  • Bursa’yı tahriş edebilecek aktivitelerden kaçınarak eklemi dinlendirmek, iltihalanmanın azalmasına izin vermek
  • Bursit ağırlık taşıyan bir eklemi etkiliyorsa rahat, destekleyici, düşük topuklu ayakkabılar giymek
  • İbuprofen gibi steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçların alınması
  • İltihabı hafifletebilecek soğuk kompres uygulamak
  • Soğuk kompres günde 2 ila 3 defa 10 ila 20 dakika uygulanabilir. Buz kullanıyorsanız, cildinize zarar vermemek için bir havluya sarmanız gerek.

Bursit için tıbbi tedaviler

Evde uygulanan tedaviler semptomları hafifletmediğinde, semptomlar şiddetliyse veya septik bursit şüphesi varsa, tıbbi tedavi önerilir. Koşullara bağlı olarak, doktorunuz evde tedaviye devam edilmesini ve ayrıca şunları önerebilir:

  • Etkilenen bursa çevresindeki dokuları güçlendirmek ve esnetmek için fizik tedavi
  • Vücut mekaniğini iyileştirmek ve bursa’nın stresini atmak için ortez
  • Bursa’dan fazla sıvıyı çıkarmak için aspirasyon
  • Enflamasyonu hızla azaltmak için bir kortizon enjeksiyonu (tipik olarak bir aspirasyonla birlikte yapılır)
  • Septik bursit vakaları için antibiyotikler

Bursit tedavisi ultrason eşliğinde enjeksiyon

Yukarıdaki tedavilerin tümü tüm bursit türleri için uygun değildir. Örneğin, iltihaplı bursa sıkı bir tendon veya kas altındaysa fizik tedavi uygun olabilir, ancak bursa derinin hemen altına yerleştirilmişse yardımcı olmayabilir.

Bursit Cerrahisi: Bursektomi

Bursit kronikse ve tedavisi zorsa, doktor bursektomi adı verilen bir ameliyat önerebilir. Bu ameliyat sırasında iltihaplı bursa çıkarılır.

Diğer cerrahi prosedürlerle birlikte bir bursektomi yapılabilir. Örneğin, bir cerrah, topuğun arkasındaki iltihaplı bursayı ve bursa’nın tahrişine katkıda bulunan kemik çıkıntılarını çıkarabilir.

Ameliyattan sonra da bursitin tekrarlama olasılığı vardır.

Skleroterapi

İltihaplanmış bursayı ortadan kaldırmak için yeni bir yöntem olan ve daha az kanıtların olduğu bir yaklaşım skleroterapidir. Bu tedavi, bursal dokuyu küçültmeyi ve yok etmeyi içerir. Bu prosedür iltihaplı bursaya kimyasal bir tahriş edici madde enjekte edilerek yapılır.

Skleroterapi tedavisi bursektomi ile kıyaslanırsa, çok daha az yaygındır.

Tüm tıbbi tedavilerin potansiyel yan etkileri vardır. İlişkili riskler hakkında bilgi almak için doktorunuzla konuşun.

Bursit oluşmasını önlemek için ne yapılmalıdır?

Bursit öyküsü olan kişiler, nüks riskini azaltmak için önlemler alması gerektir. Aşağıdaki önleme stratejilerinden biri veya daha fazlası doktorunuz tarafından önerilebilir:

  • Bursayı tahriş edebilecek tekrarlayan hareketlere düzenli molalar verin
  • Diz çökme veya dirseklere yaslanma gibi etkilenen bursayı tahriş eden belirli pozisyonlardan kaçının
  • Diz çökme veya dirseklere yaslanma kaçınılmaz olduğunda bursayı korumaya yardımcı olmak için yastıklı diz veya dirsek pedleri kullanın
  • Rahat, destekleyici, düşük topuklu ayakkabılar ve / veya dizlik gibi ortez giyerek iyi vücut mekaniğini destekleyin
  • Etkilenen eklem çevresindeki dokuları güçlendirmek ve esnetmek için egzersiz yapın
  • Bursit ile ilişkili olabilecek romatoid artrit gibi altta yatan tıbbi durumları tedavi edin

Hangi yöntemlerin bursiti etkili bir şekilde önleyebileceği birçok faktöre, özellikle de hangi bursa’nın etkilendiğine bağlıdır. Örneğin diz çökmekten kaçınmak veya dizlik takmak, dizkapağı ile cilt arasında yer alan prepatellar bursada bursiti tetikleme riskini azaltabilir. Bununla birlikte, bu yöntemler, tibia kemiği ile hamstring kas tendonları arasında yer alan dizdeki pes anserin bursadaki oluşabilecek iltihabı (bursiti) önlemek için işe yaramayacaktır.

İlaç Aşırı Kullanım Baş Ağrısı: Nedenleri ve Tedavisi

ilaç aşırı kullanım baş ağrısı

İlaç Aşırı Kullanım Baş Ağrısı Neden Olur? Tedavisi Nasıl Yapılır?

İlaç aşırı kullanım baş ağrısı nedir?

İlaç aşırı kullanım baş ağrısı (İAKB) kronik günlük baş ağrısıdır. Bu baş ağrısının nedeni hastada daha önce var olan baş ağrısının (migren gibi) aküt tedavisi için aşırı analjezik kullanılmasıdır. İlaç aşırı kullanım baş ağrısı klinik tanıdır ve kronik günlük baş ağrısı olan bir hastada ayda 10-15 günden fazla analjezik kullanımı öyküsü bu tanının göstergesidir. İAKB en yaygın olarak migren, küme veya gerilim tipi baş ağrısı gibi birincil baş ağrısı olan kişilerde daha az etkili olan veya spesifik olmayan ilaçların aşırı kullanılmasına bağlı gelişir.

İAKB tipik bir klinik tablosu yoktur. Genellikle altta migren gibi primer bir başağrısı vardır. Hastalar tüm başa lokalize olan, künt, sıkıştırıcı veya zonklayıcı ağrıda şikayet edebilir. Genelde hafif, eşlik eden başka semtomu olmayan devamlı bir ağrıdır. Zaman zaman baş ağrısı şiddetlenebilir.

Kadınlarda erkeklerden 3-4 kat fazla rastlanmaktadır, ortalama 40 yaşlarında tanı konulur. Türkiye’de İAKB’ye neden olan en sık ilaç grubu hala ergo türevi baş ağrısı ilaçlarıdır. Triptanların kısa sürede İAKB’na yol açabilir ama tedavisinin de daha kolay olduğu bilinmektedir. Ancak basit analjeziklerle ortaya çıkmış çok sayıda İAKB olgusu da rastlanmaktadır.

ilaç aşırı kullanım baş ağrısı

İlaç aşırı kullanım baş ağrısı (İAKB) teşhisi

İAKB tanısı kliniktir. Hekim, görüntüleme çalışmaları ve laboratuvar çalışması gibi ekstra testler yapmayı düşünebilir, özellikle de baş ağrılarının kalitesi başka herhangi bir ikincil nedeni ekarte etmek için değişirse.

Uluslararsı Başağrısı Derneği tarafından tanımlanan tanı kriterleri:

  • Öncesinden primer bir başağrısı olması
  • Günlük veya çok sık ağrı (> 15 gün / ay)
  • Analjezik ilaçların uygunsuz kullanımı (ilaç kullanımı > 10 gün / ay ve > 3 ayı aşan zamandan beri)
  • Başka bir baş ağrısı tanı kriterlerine uymaması

İAKB tedavisi nasıl yapılır?

İlaç aşırı kullanım baş ağrısı tedavisinde ilk başta kısa bir süre ağrılar kötüleşebilir. Ama daha sonra iyileşme beklenir. İyileşme uzun süre gerekebilir. Tedavide amaç tam ağrıları yok etmekten ziyade ağrıların sayında ve şiddetinde azalma olamısıdır.

İAKB tedavisinde esas prensipler:

  1. Aşırı kullanılan ilaçın kesilmesi :
  • Yavaş (aşamalı) veya ani ilaç kesimi şeklinde 2 yol izlenebilir
  1. Profilaktik (önleyici) tedavinin oluşturulması
  2. Şiddetli baş ağrısı atakları için, sınırlı sayıda kullanılmak koşuluyla, uygun atak tedavisi ilaçları belirlenmesi

Yapılan PREEMPT çalışmasında Botoks (Onabotulinumtoksin A) enjeksiyonunun ilaç aşırı kullanım baş ağrısı tedavisinde de etkili olduğu gösterilmiştir.

Bursit nedir? Hangi Bursit Türleri Yaygın Rastlanır?

Bursit - olekranon bursa

Bursit Nedir? Hangi Bursit Türleri Sık Rastlanır?

Bursit Nedir?

Bursit teşhisini hastalar ilk duyduklarında ne anlama geldiğini bilmemeleri doğal. Çünki birçok durumlarda bu sağlık sorunu gözden kaçar, bazen de yanlış tanı konur. Bu yazımızda bursit ve türleri ile ilgili kısa bilgilendirme yapılmaktadır. Çok geniş bir konu olduğu için makalemizi birkaç bölüme ayırdık ve yazımızın alt kısmında uygun bağlantılara tıklayarak ilgilendiğiniz bursit türleri ile ilgili bilgi alabilirsiniz.

Bursa, tendon gibi eklem dokuları için yastık işlevi gören ve sürtünmeyi azaltan küçük, kaygan sıvı keseleridir. Vücutta yaklaşık 140 bursa bulunur ve iltihaplandığında buna bursit denir. Birkaç bursa, bursite özellikle eğilimlidir ve eklemde şişlik, ağrı ve sertliğe neden olabilirler.

Herhangi bir bursit, tedavi edilmezse kronik hale gelebilir. Bu nedenle hastanın doktora  muayene olunması ve zamanında tedavi edilmesi önerilmektedir.

Bursit nedir?

Boyun Ağrısı ve Egzersiz Tedavisi

Boyun Ağrısı Tedavisinde Önerilen Egzersizler

Boyun ağrısı ve zedelenmesini önlemenin en iyi yolu, dirençli, güçlü, esnek kaslara ve eklemlere sahip olmaktır. Bilgisayar ekranında saatlerce oturmak gibi uzun süreler boyunca sırtı sabit bir pozisyonda tutmak, sırt veya boyun bölgesinde gerginliği artırır. Boyun ve sırt gerginliği için en iyi koruyucu tedavi harekettir.

Boyun egzersizleri, boyun ağrısı olan hastalar için neredeyse tüm tedavi planlarının ortak bir parçasıdır. Tipik bir boyun egzersiz programı, germe ve güçlendirme egzersizleri ve aerobik kondisyon egzersizlerinin bir kombinasyonundan oluşacaktır.

Bu yazımızda basit boyun ağrısı ve boyun kaslarında oluşan gerginliği hafifletebilecek bazı kolay boyun egzersizleri ile ilgili bilgi vereceğiz.

Boyun Ağrısı

1. Boyun kaydırma

Baş nötr pozisyonda başlayın. Yavaşça çenenizi öne doğru kaydırın. Beş saniye tutun ve başlangıç pozisyonuna dönün. 10 kez tekrar edin.

Boyun Egzersizi 1

2. Boyun ekstansiyonu

Sırtınızı kamburlaştırmadan, başınızı yavaşça geriye doğru hareket ettirin, böylece yukarı bakmış olursunuz. Beş saniye bekleyin. Başlangıç pozisyonuna dönün. Bu, boyun gerginliğini önlemek için her zaman yapılabilecek iyi bir egzersizdir.

Boyun Egzersizi 2

3. Boyun Rotasyonu

Baş nötr pozisyonda, ileriye bakarak başlayın. Başınızı yavaşça sola çevirin. On saniye tutun, ardından başlangıç pozisyonuna dönün. Sonra yavaşça başınızı diğer tarafa çevirin. On saniye bekleyin. Başlangıç pozisyonuna dönün. 10 tekrar yapın. Boyun gerginliğini önlemek için bu egzersizi her yarım saatte bir yapabilirsiniz.

Boyun Egzersizi 3

4. Boyun Lateral Ekstansiyon

Baş nötr pozisyonda ileriye bakarak başlayın. Başınızı yavaşça sola doğru eğin. Sol elinizi direnç için kullanın ve boynunuzdaki kasları kullanarak diremçe karşı koyun. Beş saniye tutun, ardından başlangıç pozisyonuna dönün. Sonra yavaşça başınızı diğer tarafa doğru eğin. Beş saniye bekleyin. Başlangıç pozisyonuna dönün. 10 tekrar yapın. Boyun gerginliğini önlemek için bu egzersizi her yarım saatte bir yapabilirsiniz.

Boyun Egzersizi 4

5. Omuz Kaldırma

Baş nötr pozisyonda, ileriye bakarak başlayın. Her iki omuzu da yavaşça yukarı kaldırın. Beş saniye tutun, ardından başlangıç pozisyonuna dönün. 10 tekrar yapın. Bu egzersizi her yarım saatte bir yapabilirsiniz.

Boyun Egzersizi 5

6. Boyun Fleksiyonu

Baş nötr pozisyonda, ileriye bakarak başlayın. Çenenizi yavaşça göğsünüze doğru indirin. Beş saniye basılı tutun, ardından başlangıç pozisyonuna dönün. 10 tekrar yapın. Bu egzersizi her yarım saatte bir yapabilirsiniz.

Boyun Egzersizi 6

7. Derin Germe Egzersizleri

Baş nötr pozisyonda, ileriye bakarak başlayın. Boyun lateral fleksiyon ve germe hareketinde başınızın omzunuza doğru düşmesine izin verin. Elinizle baskı uygulayabilirsiniz.

Boyun öne fleksiyon ve germe hareketinde başınızın öne doğru düşmesine izin verin ve elinizle baskı uygulayabilirsiniz.

Her iki hareketde 30 saniye basılı tutun, 3 kez tekrarlayın.

Boyun Egzersizi 7

8. Direnç Egzersizleri

Baş nötr pozisyonda tutun. Aşağıdaki pozisyonlarda 5 saniye boyunca başınıza direnç uygulayın, ardından gevşeyin. Fleksiyon – eli alnına yerleştirin. Ekstansiyon – eli başın arkasına .

Boyun Egzersizi 8-1 Boyun Egzersizi 8-2

9. Havlu Çekme

Rulo havluyu boynunuza yerleştirerek ve uçlarını ellerinizle tutun. Başınızı havlunun üzerinde çevirerek, olabildiğince yavaşça yukarı bakın. Başınızı geriye doğru uzatırken servikal omurgayı desteklemek için havluyla hafif bir baskı uygulayın. Bu pozisyonda durmayın. Bunun yerine başlangıç pozisyonuna geri dönün. 10 kez tekrarlayın.

Boyun Egzersizi 9

Bazı durumlarda hastalar için egzersiz uygun olmayabilir. Asla artan ağrıya neden olan herhangi bir egzersiz yapmamalısınız ve böyle bir durum yaşandıysa doktora danışmanız önerilir.

Radyofrekans Tedavisi Nedir ve Hangi Durumlarda Uygulanır?

Radyofrekans tedavisi

Radyofrekans Tedavisi Nedir ve Hangi Durumlarda Uygulanır?

Radyofrekans Tedavisi Nedir?

Radyofrekans  tedavisi (RF), konservatif tedavilere yanıt vermeyen kronik ağrıyı tedavi etmek için kullanılabilen minimal invaziv bir prosedürdür. Radyofrekans tedavisi, ağrının kaynağı olduğuna inanılan duyusal sinir uçlarını tahrip ederek, tedaviyi takiben ağrı ve diğer ilgili semptomları azaltır.

Bu tedaviyi önermeden önce, hastanın ideal bir aday olduğundan emin olmak için tanısal sinir bloklarının yapılması gerekir. Teşhis amaçlı yapılan bu sinir bloğu, hastanın ağrısına neden olduğuna inanılan sinir bölgesine bir lokal anestetik enjekte edilmesini içerir. Lokal anestezik esas olarak bölgeyi geçici olarak uyuşturur ve ağrı semptomlarının azalmasına neden olur. Radyofrekans lezyonunun etkinliği, hastanın geçici sinir bloğu prosedürüne verdiği yanıttan tahmin edilebilir.

Radyofrekans Tedavisi

Radyofrekans Tedavisi nasıl uygulanır?

Genellikle, radyofrekans ablasyon prosedürlerinin tamamlanması yaklaşık 30 ila 60 dakika sürer. Ağrıya neden olduğu düşünülen sinir, radyofrekans ablasyon prosedürü sırasında hedeflenir. Floroskopi veya ultrason kılavuzluğu kullanılarak hedeflenen sinirlerin yanına küçük bir iğne veya radyofrekans kanülü algoloji uzmanı tarafından yerleştirilir.

İğne yerleştirildikten sonra, iğnenin uygun şekilde yerleştirilmesini sağlamak için küçük elektrik akımları uygulanır. İğne veya kanülün uygun şekilde yerleştirildiği onaylandıktan sonra, bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezik enjekte edilir. Daha sonra radyo dalgaları üreten bir elektrik akımı sağlayan radyofrekans jeneratörü kullanılır. Bu radyo dalgaları, hedeflenen siniri 90 saniyeye kadar ısıtır ve bu da hedeflenen sinirin tahrip olmasına neden olur. İğne daha sonra çıkarılır ve prosedür tamamlanır.

İşlemden sonra hastalar iğne yerleştirilen bölgede genellikle birkaç gün içinde rahatsızlık hissedebilirler. Radyofrekans ablasyonla ilişkili riskler şunları içerir: kanama, enfeksiyon veya işlem sırasında kullanılan lokal anestetiğe alerjik reaksiyon.

Nadir görülen yan etkiler şunları içerir: uyuşma, yanma, karıncalanma ve muhtemelen ekstremitelerde güçsüzlük gibi kalıcı değişikliğe yol açabilen sinir hasarı.

Radyofrekans tedavi prosedürleri genellikle uzun süreli ağrının azalmasını sağlar; ancak ağrı yolları zamanla yenilenebilir. Bu nedenle, prosedürün tekrarlanması gerekebilir.

Radyofrekans Tedavisi uygulanan durumlar (hastalıklar)

Radyofrekans tedavisiyle başarılı bir şekilde tedavi edilebilecek çeşitli durumlar vardır:

Faset eklem ağrısı, kronik omurga ağrısının en yaygın nedenlerinden biridir. Posterior primer ramusun medial dalının radyofrekans lezyonu faset eklemini denerve edebilir ve bazı hastalar için etkili bir şekilde uzun vadeli ağrının giderilmesini sağlayabilir. Faset eklem ağrısı çeken hastalar için başarılı radyofrekans lezyonu tipik olarak bir yıldan fazla sürer.

radyofrekans tedavisi

Omurganın omurlararası disklerinden kaynaklanan omurga ağrısı, yaygın olarak diskojenik ağrı olarak adlandırılan başka bir yaygın ağrı kaynağıdır. Ağrılı disk tanımlandıktan sonra, radyofrekans lezyonu, ya rami communicans sinir lezyonu yoluyla ya da intradiskal denervasyon teknikleri kullanılarak, omurlararası diskin kısmen denervasyonu için kullanılabilir.

Organik (yapısal) nedenlerin bir sonucu olan koksidodini (kuyruk sokumu ağrısı), koksigeal sinirin radyofrekans lezyonu veya impar gangliyonu ile tedavi edilebilir. Radyofrekans lezyonunu kullanmadan önce, ağrının doğası gereği organik olduğunu doğrulamak için mutlaka tanısal blok gerçekleştirilir.

Sempatik sinirler tarafından iletilen ağrının tedavisi için radyofrekans yöntemi kullanılarak sempatik zincir veya sempatik gangliyonların lezyonu oluşturulur. Oluşturulan bu lezyon, sinir sinyali iletiminin kesintiye uğramasına neden olur.

Gasser ganglionun termokoagülasyonu ile trigeminal nevraljiyi tedavi etmek için radyofrekans tedavisi kullanılabilir. Ayrıca, sfenopalatin ganglion ve stereotaktik kordotomi lezyonu oluşturarak kanser ağrısını tedavi etmek için de bu yöntem kullanılabilir.

Pulsed Radyofrekans tedavisi nedir?

Pulsed radyofrekans (PRF), bazı kronik ağrı durumlarında kullanılabilen iyi bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem yukarıda değinilen geleneksel probun ısıtıldığı radyofrekans nörotomi (RF) tedavisinden farklıdır. Pulsed RF tedavisi, proba aralıklı bir elektrik akımı uygular ve böylece sinirin ısınmasını önler. Bu da sinir hasarını en aza indirir. Pulsed RF tedavisi zayıflığa veya normal duyu kaybına neden olmaz.

Pulsed radyofrekans tedavisi, aşağıdaki durumların tedavisinde yardımcı olabilir:

  • Bel ve bacak ağrısı, radiküler bacak ağrısı veya “siyatik” (Dorsal Kök Ganglion PRF)
  • Bel / kalça ağrısı veya kluneal nöropati (kluneal sinir PRF)
  • Oksipital nevralji (oksipital sinir PRF)
  • Omuz Ağrısı (supraskapüler sinir PRF)
  • Kasık ağrısı
  • Diğer periferik sinir ağrıları

Birçok çalışma, Pulsed radyofrekansın güvenli ve etkili olduğunu göstermiştir ve komplikasyonları nadirdir. Komplikasyonlar arasında enfeksiyon, kanama veya morarma, yakındaki yapılarda hasar, alerjik veya diğer ilaç reaksiyonları bulunur. İşlemin kendisi çok acı verici olmasa da, 2-3 gün içinde tam fayda gelişmeden önce işlem sonrası ağrıda bir alevlenme yaşanabilir.

Oksipital nevralji nedir ve tedavisi nasıl yapılır?

Oksipital nevralji

Oksipital Nevralji Nedir? Tanı ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Oksipital Nevralji Nedir?

Oksipital nevralji büyük ve küçük okispital sinirin tahriş veya hasarı nedeniyle ortaya çıkabilir. 

Tipik oksipital nevralji semptomları şunları içerebilir:

  • Tek veya iki taraflı baş ağrısı
  • Gözlerin arkasındaki ağrı
  • Kafatasının tabanında ağrı
  • Baş dönmesi
  • Işık hassaslığı
  • Azalan boyun hareket açıklığı
  • Bulanık görme veya diğer görme sorunları

Oksipital Nevralji

Oksipital Nevraljinin Nedenleri

Büyük ve küçük oksipital sinirlerin iltihaplanmasının veya sıkışmasının çeşitli nedenleri vardır. Sinirlerin zarar görmesi şunlardan kaynaklanabilir:

  • Travma
  • Stres
  • Enfeksiyon
  • Servikal ekstansiyon ve fleksiyon içeren boynun tekrarlanan hareketleri

Yapılan çalışmalar, oksipital sinir ağrısının dört spesifik nedenine odaklanmıştır:

  • Sinir kökü tahrişine neden olan vasküler kaynaklar
  • Sinir dokusundan kaynaklanan ve ağrıya neden olan nörojenik kaynaklar
  • Kaslardan kaynaklanan ağrı
  • Kemik yapılardan kaynaklanan ağrı

Oksipital nevraljiyle birlikte aşağıdakiler dahil çeşitli komorbid durumlar da ortaya çıkabilir:

Oksipital nevralji nasıl teşhis edilir?

Oksipital nevralji semptomları, gerilim tipi baş ağrıları ve migren semptomlarına benzer. Bu nedenle sıklıkla yanlış teşhis edilebilir. Oksipital nevraljiyi doğru bir şekilde teşhis etmek için, algoloji uzmanı kapsamlı bir anamnez alır ve fizik muayene yaparlar. Bu durumdan şüphelenildiğinde tanısal oksipital sinir bloğu yapılabilir. Sinir bloğu uygulandıktan sonra ağrı giderilmesi bildirilirse, oksipital nevralji teşhisi doğrulanır.

Görme değişiklikleri, baş dönmesi, mide bulantısı veya kusmayla ilgili sorular, kraniyal veya servikal sinirlerin sıkışması olup olmadığını belirlemeye yardımcı olacaktır.

Altta yatan herhangi bir patolojiyi dışlamak için röntgen filmi, bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi özel görüntüleme prosedürleri istenebilir.

Oksipital nevralji tedavisi nasıl yapılır?

Oksipital nevraljinin tedavisi ağrıyı hafifletmeyi amaçlar. Tedavi için aşağıdaki yöntemler kullanılabilir:

Sıcak uygulaması: ağrının olduğu yere sıcak uygulaması, hastaları genellikle rahatlar.

Fizik tedavi veya masaj terapisi: germe ve güçlendirme egzersizleri, ağrı bölgesine uygulanan sıcak veya soğuk paketlerin uygulanması hastalara yardımcı olabilir.

İlaçla tedavi: antiinflamatuar ilaçlar, kas gevşeticiler, antikonvülzan ilaçlar

Perkütan sinir blokları: bu enjeksiyonlar oksipital nevraljiyi hem teşhis etmek hem de tedavi etmek için kullanılabilir

Botulinum toksini (Botoks) enjeksiyonları: Botoks enjeksiyonları sinir iltihabını azaltmak için kullanılabilir

Oksipital Sinir Stimülasyonu: bu cerrahi tedavi, elektrotların oksipital sinirlerin yakınına deri altına yerleştirilmesini içerir. Yöntem, omurilik stimülasyonu ile aynı şekilde çalışır ve aynı cihazı kullanır. Prosedür minimal invazivdir ve çevredeki sinirler ve yapılar stimülasyondan zarar görmez.

Omurilik Stimülasyonu (DCS): bu cerrahi tedavi, omurilik ve omur arasına uyarıcı elektrotların yerleştirilmesini içerir. Cihaz, omurilikten beyne giden ağrı mesajlarını engellemek için elektriksel uyarılar üretir

C2,3 Ganglionektomi: bu tedavi, ikinci ve üçüncü servikal duyusal dorsal kök ganglionunun bozulmasını içerir.

Yaşam tarzı değişiklikleri: Stres azaltma teknikleri, düzenli egzersiz ve iyi postürün korunması yakınmaların azaltılmasına katkıda bulunabilir.

Oksipital nevralji yönetilmesi zor bir durum olabilir, ancak doğru teşhis ve tedavi planı ile hastalar yıpratıcı semptomları hafifletebilirler. Oksipital nevraljiden muzdarip olduğunuzdan şüpheleniyorsanız, semptomlarınızı tartışmak ve özel durumunuz için en uygun tedavi seçeneklerini öğrenmek için bir uzmana danışmanız çok önemlidir. 

Koksidini veya Kuyruk Sokumu Ağrısı Nedir?

Kuyruk sokumu ağrısı

Koksidini veya Kuyruk Sokumu Ağrısı Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Koksidini Nedir?

Koksidini veya kuyruk sokumu ağrısı omurganın alt ucundaki kemik yapının (koksiks) içinde veya çevresinde meydana gelen ağrıdır. Düşme sırasında kuyruk sokumunda oluşan travma, sert veya dar bir yüzeyde uzun süre oturma, dejeneratif eklem değişiklikleri veya vajinal doğumdan kaynaklanabilir.

Koksidini - kuyruk sokumu ağrısı

Kuyruk sokumu ağrısı, künt ağrılı ve acıverici olabilir. Ttipik olarak oturma, oturma pozisyonundan ayaküstüne kalkma veya uzun süre ayakta durma gibi belirli aktiviteler sırasında ağrı artar. Dışkılama ve seks de ağrılı hale gelebilir. Kadınlar için koksidini adet kanaması zamanı da rahatsız edici olabilir.

Akut kuyruk sokumu ağrısı genellikle birkaç hafta veya ay içinde kendiliğinden geçer. Bu süreçte ağrıyı azaltmak için şunlar yardımcı olabilir:

  • Otururken öne doğru eğilin
  • Halka şeklindeki bir yastığa veya V şeklinde yastığa oturulması önerilir
  • Etkilenen bölgeye sıcak veya soğuk uygulaması yapılabilir
  • Parasetamol, ibuprofen gibi reçetesiz satılan ağrı kesicileri alınabilir

Kuyruk sokumu ağrısı düzelmezse (kronik koksidini), diğer koşulları ekarte etmek için rektal muayene yapabilir. Doktor, bir kırık, dejeneratif değişiklikler veya nadir durumlarda bir tümörünüz olup olmadığını öğrenmek için manyetik rezonans görüntüleme (MRG) veya bilgisayar tomgrafi (BT) kullanılması gerektiğini tavsiye edebilir.

Kronik koksidini tedavisi nasıl yapılır?

Kronik koksidini veya kuyruk sokumu ağrısının tedavisi için farklı yöntemler önerilebilir. Bunlardan bazılarına kısaca değinmek istiyorum.

Fizik Tedavi

Pelvik tabanını tamamen gevşetmek gibi pelvik taban gevşetme teknikleri fizik tedavi doktorları tarafından önerilmektedir.

İlaç tedavisi 

Reçeteli ve/veya reçetesiz ağrı kesici ilaçlar, bazı antidepresanlar veya anti-epileptik ilaçlar algoloji uzmanları ağrıları kontrol altına almak için yaygın olarak kullanılır.

Girişimsel algoloji yöntemleri  

Algoloji uzmanları tarafınca koksidini nedenine bağlı olarak  tetik nokta enjeksiyonu, kaudal blok, İmpar ganglion bloğu ve nörolizi, ve sinir blokları ve radyofrekans tedavileri  fizik tedavi ve ilaç tedavisi yeterince fayda etmezse önerilmektedir.

Cerrahi tedavi 

Koksigektomi olarak bilinen bir prosedür sırasında, koksiks cerrahi olarak çıkarılır. Bu seçenek nadiren uygulanır ve tipik olarak diğer tüm tedaviler başarısız olduğunda önerilir.

Faset Eklem Enjeksiyonu Hangi Ağrılar İçin ve Nasıl Yapılır?

Faset eklem enjeksiyonu

Faset Eklem Enjeksiyonu Boyun, Sırt ve Bel Ağrılarında Hangi Durumlarda ve Nasıl Uygulanır?

Faset Eklem Enjeksiyonu Nedir?

Faset eklem enjeksiyonu, omurganın faset eklemlerinde ağrıya neden olan iltihabı ve tahrişi azaltarak fayda sağlar. Boyun veya bel ağrısı çeken kişiler için giderek yaygınlaşan bir tedavi yöntemidir. 

Faset enjeksiyonunun kronik bel, sırt ve boyun ağrılarına nasıl yardımcı olabileceğini anlamak için öncelikle omurganın anatomisi hakkında biraz bilgi sahibi olmak önemlidir. Faset eklemleri, omur kemiklerinin arka elamanlarını birbirine bağlar. Kıkırdak ile korunurlar ve sinovyal sıvı ile çevrelenirler. Bu sıvı, tüm eklemi yağlar ve bu eklemler hareket ettiğinde sürtünmeyi azaltır.

Faset Eklem Enjeksiyonu

Faset eklemler omurga hareketlerine izin verir. Faset eklemleri yaş nedeniyle dejenere olmaya başladığında veya travmaya bağlı hareket kısıtlamaları hissedebilirsiniz. Bu iltihap, bel ve boyundaki hareket açıklığında bir azalmaya neden olabilir. Ayrıca, yaralanma veya başka bir durum nedeniyle omurga boyunca herhangi bir yerden ağrı ortaya çıkarsa, hareket kısıtlılığı yaşayabilirsiniz.

Faset eklem enjeksiyonu hangi hastalara yardımcı olabilir?

Faset eklem enjeksiyonlarının genellikle iki amacı vardır: ağrının nedenini ve yerini teşhis etmeye yardımcı olmak (tanısal) ve ayrıca ağrının giderilmesini sağlamak (tedavi).

Faset eklem dejenerasyonuna ek olarak, faset eklem enjeksiyonları aşağıdaki durumlardan dolayı oluşan ağrının tanı ve tedavisine yardımcı olur:

  • Spinal stenoz: omur iliğinin ve/veya sinirlerin sıkışmasına neden olan omurga kanalının daralması
  • Faset artropatisi: osteoartrit gibi yıpranma koşulları
  • Whiplash: genellikle araba kazalarının neden olduğu boyun yaralanması veya kronik ağrı durumu
  • Yaralanma: faset eklemlerinde herhangi bir yaralanma ağrıya ve iltihaplanmaya neden olabilir
  • Fıtıklaşmış diskler: omurga disk materyali, omurlar arasından dışarı itildiğinde ortaya çıkar, bu da kemik üzerinde kemik temasına ve sinirlerin sıkışmasına izin verir

Faset enjeksiyonları ayrıca hastaların fizik tedaviye katılmasına ve uzun süreli rahatlama için egzersiz yapmasına izin veren geçici bir tedavi olabilir. Faset eklem enjeksiyonları ağrıyı ve iltihabı hafifletebilir ve fizik tedaviye daha erken başlamanıza izin verebilir.

Faset eklem enjeksiyonu nasıl yapılır?

Öncelikle, hastayı rahatlatmak için damar yolu açılacaktır. Ayrıca, hasta floroskopi masasında karnı üstüne (yüzüstü) yatarılır. Anestezi teknikeri kan damar yolu, kanda oksijen düzeyi, kalp atımı gibi hayati fonksiyonların monitorizasyonunu yapar ve damar yolundan sakinleştirici ilaç verilir.

Algoloji uzmanı, lokal anestezi ile enjeksiyon yapılacak bölgeyi uyuşturacaktır. Ayrıca, bir floroskop (röntgen) eşliğinde:

  • Ağrınıza neden olan sorunlu faset eklem hedef alarak ince bir iğne yerleştirirlir
  • İğnenin doğru yerleştirildiğini doğrulamak için kontrast madde (röntgende gözüken ajan) enjekte edilebilir
  • Anestezik (geçici ağrı kesici) ve steroid (kortizon) karışımı enjeksiyonu yapılır
  • Radyasyona maruz kalma minimum düzeydedir.
  • Prosedür prosedür yaklaşık 15-45 dakika sürer
  • İşlemden sonra, hasta odasına alınır ve 1-2 saat dinlenir
  • Aynı gün eve gider
  • Sedasyon altında işlem yapıldıysa, 24 saat araç kullanılmamalıdır

Faset eklem enjeksiyonu işleminin hangi riskleri var?

Her prosedürde olduğu gibi, oluşabilecek riskler ve olası yan etkiler vardır. Hastalar enjeksiyon bölgesinde morarma, ağrı ve kanama yaşayabilir, ancak çoğu vaka hasta sağlığı için ciddi bir sorun oluşturmaz. Nadir durumlarda, daha ciddi yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu komplikasyonlar şunları içerebilir:

  • Enjeksiyon yapılan yerde enfeksiyon
  • Yapılan ilaçlara alerjik reaksiyon
  • Damar zedelenmesine bağlı kanama
  • Sinir hasarı

En ciddi riskler genellikle iğnenin yanlış yerleştirilmesi sonucu ortaya çıkar. Bu durumdan kaçınmaya yardımcı olmak için, faset eklem enjeksiyonlarını uygulama konusunda ileri deneyime sahip olan algoloji uzmanları tarafından yapılması önerilir.

Faset enjeksiyonu yapılmadan önce doktor hastanın önceki sağlık geçmişi hakkında kapsamlı bilgi toplar. Daha yüksek komplikasyon riski taşıyan bazı insanlar var. Sağlığı kötü olan veya sağlık durumu kötü yönetilen kişiler, faset eklem enjeksiyonları için iyi adaylar olmayabilir. Faset eklem enjeksiyonları kan şekerini yükseltebileceğinden, diyabetli hastalar dikkatli olmalıdır.