Epidural Port ve Morfin Pompası İmplantasyonu

Epidural port

Epidural Port ve Morfin Pompası İmplantasyonu

Ağrı kliniğimizde, geçmeyen ağrılarla uğraşan bireylerin karşılaştığı benzersiz zorlukların farkındayız. Bazı durumlarında geleneksel tedavilere dirençli olduğu görülen kronik ağrılarla mücadele eden bireyler için epidural port ve morfin pompası implantasyonu seçeneği, hastalarımızın yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilecek yenilikçi bir çözüm sunmaktadır.

Epidural port implantasyonu nedir?

Epidural port implantasyonu, ilaçları doğrudan omuriliği çevreleyen epidural boşluğa iletmek için tasarlanmış özel bir işlemdir. Bu hedefe yönelik ağrı tedavisi için epidural alana ince bir kateter yerleştirilir ve deneme süreci başlar. Deneme sürecinde ağrı başarılı bir şekilde kontrol altına alınırsa, kalıcı işlem için tekrar steril ortamda epidural kateter takılır ve cilt altından geçirilerek küçük porta konnekte edilir. Port cilt altına yerletirilir ve yara yeri dikişle kapatılır. Daha sonra ağrı kesici ilaçların sürekli olarak uygulanmasına olanak tanıyarak özellikle kanser ağrısı gibi durumlar için uzun süreli rahatlama sağlar.

Epidural port

İntratekal morfin pompası implantasyonu

İntratekal morfin pompası implantasyonu, titizlikle kontrol edilen miktarda morfini doğrudan omuriliği çevreleyen intratekal boşluğa ileten küçük bir pompanın karın bölgesine yerleştirilmesini içerir. Bu yöntem özellikle diğer tedavilere yanıt vermeyen şiddetli, kronik ağrıların yönetiminde etkilidir.

Daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın:

Epidural port ve morfin pompası implantasyonu, inatçı ve yıpratıcı ağrılarla karşı karşıya kalan bireyler için çığır açan çözümleri temsil etmektedir. Ağrı kliniğimizde ağrı uzmanımız Dr. Tural Bayramov, yaşamınızın kontrolünü yeniden kazanmanıza ve uzun süreli ağrılarınızdan kurtulmanıza yardımcı olmak için modern, sofistike ve kanıta dayalı tedavileri güvenli bir şekilde uygulamaktadır.

Epidural ve İntratekal Enjeksiyonlar ve Kateter Takılması

bel, sırt ve boyun ağrılarının girişimsel tedavisi

Epidural ve İntratekal Enjeksiyonlar ve Kateter Takılması

Ağrı kliniğimizde, kişiye özel rahatlama sağlamak için gelişmiş müdahalelere ihtiyaç duyulduğunun farkındayız. Sunduğumuz inovatif yöntemler arasında epidural ve intratekal enjeksiyonlar ile kateter yerleştirme yer almaktadır; bu yaklaşım ilaçları omurga bölgesine ileterek ağrıyı kaynağında gidermekte ve yaşam kalitesini artırmaktadır.

bel, sırt ve boyun ağrılarının girişimsel tedavisi

Epidural ve intratekal enjeksiyonlar nedir?

Epidural ve intratekal enjeksiyonlar, ilaçların doğrudan omuriliği çevreleyen epidural veya intratekal boşluğa (beyin omuriliği sıvısına) uygulanmasını içerir. Bu yöntemlerle etkili bir ağrı yönetimi sağlanırken vücuttaki yan etkiler de en aza indirilir. Bu işlemler özellikle omur kanalı darlığı, bel fıtığı veya geleneksel tedavilere yanıt vermeyen diğer kronik ağrı durumları olan hastalar için uygun olabilir.

Bel fıtığı tedavisinde uygulanan epidural enjeksiyon hakkında kapsamlı bilgi almak için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklşayın:

Epidural ve intratekal kateter takılması

Epidural ve intratekal enjeksiyonlarla birlikte kateter yerleştirilmesi, kesintisiz ağrı rahatlaması sağlamada önemli bir rol oynar. Kateter, epidural veya intratekal boşluğa dikkatlice yerleştirildikten sonra, ilacın uzun bir süre boyunca sürekli olarak verilmesine olanak tanıyarak kronik ağrıyı yönetmek için daha uzun süreli ve istikrarlı bir çözüm sunar. Ağrı uzmanları tarafından çoğunlukla epidural kateter takılması önerilir. İntratekal kateterler çok nadir ve özellikli vakalarda düşünülmektedir.

Epidural ve intratekal enjeksiyonların ve kateterlerin avantajları

Hedefe yönelik tedavi: İlaçlar doğrudan spinal bölgeye verilerek belirgin bir rahatlama sağlanır.

Düşük sistemik yan etkiler: Bu işlemler, alınan ilaçlarla ilişkili görülen sistemik yan etki riskini en aza indirir.

Kesintisiz rahatlama: Kateter yerleştirilmesi, sürekli ve kontrollü bir ilaç enjeksiyonu yapılmasına izin vererek kesintisiz ağrı yönetimi sağlamaktadır.

 

Sinir, Sempatik Ganglion ve Sinir Pleksus Blokları

Karın ağrısı

Sinir, Sempatik Ganglion ve Sinir Pleksus Blokları

Ağrı uyaranlarının beyne iletilmesinde sinirler, sempatik gangliyonlar veya sinir pleksusları önemli rol üstlenirler. Ağrı kliniğimizde, bu tür ağrıların yol açtığı benzersiz zorlukları anlıyor ve doğrudan kaynağını hedef almak için özel müdahaleler uyguluyoruz. Sinir blokları, sempatik ganglion blokları ve sinir pleksus blokları, rahatlama sağlamak ve yaşam kalitenizi geri kazanmak için kullandığımız güçlü tedavi yöntemleridir.

Karın ağrısı ve çölyak pleksus bloğu - sempatik ganglion bloğu

Sinir bloğu nedir?

Sinir blokları, ağrı sinyallerinin iletilmesinden sorumlu belirli sinirlerin yakınına anestezik veya anti-enflamatuar ilaçların hassas bir şekilde enjekte edilmesini içerir. Sinir blokları bu sinyalleri kesintiye uğratarak geçici rahatlama sağlar ve hem teşhis hem de tedavi edici olabilir.

Sempatik ganglion bloğu nedir?

Sempatik sinir sistemi, ağrı algısı da dahil olmak üzere çeşitli vücut fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. Sempatik ganglion blokları, kompleks bölgesel ağrı sendromu (CRPS), sempatik kaynaklı ağrı veya vasküler yetmezlik gibi durumlarla ilişkili ağrıyı hafifletmek için sinir kümelerinin veya ganglionların yakınına ilaç enjekte edilmesini içerir.

Sinir pleksus (ağı) bloğu nedir?

Sinir pleksus blokları vücudun belirli bölgelerini kontrol eden sinir ağlarını (pleksuslar) hedef alır. Yaygın örnekler arasında kanser hastalarında karın ağrısı için çölyak pleksus bloğu, veya bel ve bacak ağrısı için lomber pleksus bloğu yer alır. Bu müdahaleler, sinir ağı tarafından innerve edilen daha geniş alanları etkileyen durumlar için hedef odaklı rahatlama sağlar.

İşlem süreci

Sinir, sempatik ganglion ve sinir pleksus (ağı) blokları genellikle doğru ve titiz bir şekilde yapılması için görüntüleme tekniklerinin (floroskopi, ultrason, BT) rehberliğinde gerçekleştirilir. İşlem genellikle ayaktan veya günübirlik yatış yapılarak uygulanır ve hastalar genellikle kısa bir süre sonra normal faaliyetlerine devam edebilirler.

Bu bloklarının avantajları

Hedefe yönelik rahatlama: Belirli sinirlere veya sinir kümelerine yönelik bu bloklar bölgesel ve belirgin bir rahatlama sağlar.

Tanısal öngörü: Bu bloklar, ağrının tam kaynağını belirlemeye ve gelecekteki tedavi stratejilerini belirlemeye yardımcı olan teşhis araçları olarak hizmet edebilir.

Minimal invaziv: İşlemler minimal invazivdir ve komplikasyon riski görece düşüktür.

İşlem sonrası sürec

Hastalar blok sonrası gerekli kısıtlamalar veya kaçınılması gereken faaliyetler de dahil olmak üzere uygun bakım talimatlarını alırlar. Takip randevuları, blokların etkinliğini değerlendirmemize ve tedavi planında gerekli ayarlamaları yapmamıza olanak tanır.

Sinir, sempatik ganglion ve sinir pleksus blokları, karmaşık ağrı durumlarını yönetme yaklaşımımızda değerli araçlardır. Ağrınız için hedefe yönelik bir tedavi arıyorsanız, ağrı kliniğimiz sinirsel yapılarla ilişkili ağrının yarattığı zorlu durumları ele almak için gereken uzman desteği ve kişiselleştirilmiş sağlık hizmetini sunmak için yanınızdadır. Ağrının hayatınızı kontrol etmesine izin vermeyin; kontrolü yeniden kazanmanıza ve ağrınızı kökten dindirmenize yardımcı olalım.

Yumuşak Doku ve Eklemiçi Enjeksiyonları

Kronik Ağrı Yönetimi için Yumuşak Doku ve Eklemiçi Enjeksiyonlar

Yumuşak dokularda veya eklemlerde sürekli ağrı yaşayanlar için bu ağrıların günlük yaşam üzerindeki olumsuz etkisi büyük olabilir. Ağrı kliniğimizde, ağrıları hafifletmek ve fonksiyonları iyileştirmek için kesin ve etkili müdahalelere duyulan ihtiyacın farkındayız. Sunduğumuz önemli hizmetlerden biri de yumuşak doku ve eklem içi enjeksiyonların uygulanmasıdır; bu, ağrı yönetiminde doğrudan kaynağa müdahale etmeyi amaçlayan hedefe yönelik bir yaklaşımdır.

Yumuşak doku ve eklemiçi enjeksiyonlar nedir?

Yumuşak doku ve eklem içi enjeksiyonlar, ağrıdan etkilenen belirli bölgelere doğrudan ilaç verilmesini içerir. Bu enjeksiyonlar iltihabı azaltmak, ağrıyı hafifletmek ve eklemleri çevreleyen yumuşak dokularda veya eklemlerin kendi içinde iyileşmeyi desteklemek için tasarlanmıştır. Bu hedefe yönelik yaklaşım, ağrıyı kaynağında ele almamıza ve en çok ihtiyaç duyulan yerde rahatlama sağlamamıza olanak tanır.

Bursit tedavisi Subakromiyel bursit

Yumuşak doku ve eklemiçi enjeksiyon önerilen durumlar

Eklem Ağrısı: Eklem içi enjeksiyonlar genellikle osteoartrit, romatoid artrit ve eklemle ilgili diğer rahatsızlıklar gibi durumlarla ortaya çıkan ağrıyı yönetmek için kullanılır.

Tendinit ve Bursit: Yumuşak doku enjeksiyonları iltihaplı tendonları veya bursaları etkili bir şekilde hedef alarak tenisçi dirseği veya biceps tendiniti gibi durumlarda ağrıyı azaltabilir ve hareketliliği artırabilir.

Kas Ağrısı: Gerilmeler, spazmlar veya aşırı kullanım sonucu oluşan kas ağrılarını gidermek için enjeksiyonlar kullanılabilir.

Uygulama süreci

Yumuşak doku ve eklemiçi enjeksiyonlar genellikle ayakta tedavi ortamında gerçekleştirilir. Prosedürden önce ekibimiz, kullanılacak ilaç türü ve beklenen sonuçlar dahil olmak üzere ayrıntıları sizinle tartışır. Bölge temizlenir ve konforunuz için lokal anestezi uygulanabilir. Görüntüleme rehberliğinde (ultrason veya floroskopi), ilaç tam olarak hedeflenen bölgeye iletilir.

Yumuşak doku ve eklemiçi enjeksiyonların avantajları

Bölgesel rahatlama: Bu enjeksiyonlar, ilacı doğrudan etkilenen bölgeye vererek hedefe yönelik rahatlama sağlar ve sistemik yan etkileri en aza indirir.

Hızlı başlayan etki: Birçok hasta enjeksiyonu takiben hızlı bir rahatlama yaşar, bu da daha iyi performans ve mobilite sağlar.

Minimal invaziv: İşlem minimal invazivdir ve genellikle kısa bir süre içinde gerçekleştirilerek günlük aktivitelerinizdeki aksamayı en aza indirir.

İşlem sonrası süreç

Enjeksiyonun ardından ekibimiz, herhangi bir kısıtlama veya kaçınılması gereken faaliyetler de dahil olmak üzere işlem sonrası süreç konusunda size yardımcı olur. Düzenli takip randevuları, tedavi planının gelişen ihtiyaçlarınıza göre uyarlanmasını sağlar.

Yumuşak doku ve eklemiçi enjeksiyonlar, ağrı yönetimi stratejileri yelpazemizdeki güçlü bir yöntemdir. Ağrının kaynağını tam olarak hedefleyen bu enjeksiyonlar, rahatlamaya ve yaşam kalitesini artırmaya giden bir yol sağlar. Ağrınızı gidermek için çözüm odaklı bir yaklaşım arıyorsanız, ağrı kliniğimiz hak ettiğiniz uzmanlığı ve kişiselleştirilmiş bakımı sağlamak için yanınızdadır.

Supraskapular Sinir RF Ablasyonu: Kronik Omuz Ağrısına Çözüm

Supraskapular sinir radyofrekans ablasyonu: kronik omuz ağrısı için etkili çözüm

Supraskapular Sinir Radyofrekans Ablasyonu: Kronik Omuz Ağrısı İçin Etkili Çözüm

Kronik omuz ağrısı yaşam kaliteniz üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir ve basit işleri bile zorlaştırabilir. Neyse ki, bu rahatsızlığı hafifletmeye yardımcı olacak çeşitli ağrı yönetimi yöntemleri mevcuttur. Supraskapular sinir radyofrekans ablasyonu (RFA), kronik omuz ağrısı için etkili bir tedavi olarak popülerlik kazanan minimal invaziv bir işlemdir.

Supraskapular sinir radyofrekans ablasyonu nedir?

Supraskapular sinir radyofrekans ablasyonu, supraskapular sinirden gelen ağrı sinyallerini keserek kronik omuz ağrısını tedavi etmek için yapılan minimal invaziv bir müdahaledir. Supraskapular sinir omuz eklemine duyusal ve motor fonksiyon sağlar. Osteoartrit, rotator manşet yaralanması veya adeziv kapsülit (donuk omuz) gibi kronik omuz ağrısı vakalarında, bu durum kalıcı bir rahatsızlık kaynağı haline gelebilir. Radyofrekans ablasyonu, sinirin ağrı sinyallerini iletme yeteneğini bozarak hastalara rahatlama sağlar.

Supraskapular sinir radyofrekans ablasyonu: kronik omuz ağrısı için etkili çözüm

Supraskapular sinir RF ablasyonu için endikasyonlar

Supraskapular sinir radyofrekans ablasyonu, fizyoterapi, ilaçlar ve kortikosteroid enjeksiyonları gibi konservatif tedavilere yanıt vermeyen kronik omuz ağrısı olan hastalar için endikedir. Genellikle rotator manşet yırtıkları, adeziv kapsülit ve osteoartrit gibi durumları tedavi etmek için kullanılır. Geleneksel tedaviye yanıt vermeyen bursit, tendinit ve ameliyat sonrası ağrı gibi diğer durumlar da bu işlemden fayda sağlayabilir.

Kontrendikasyonlar

Supraskapular sinir radyofrekans ablasyonu, kronik omuz ağrısı olan hastalar için güvenli ve etkili bir prosedürdür. Ancak aktif enfeksiyon, kanama bozuklukları, lokal anesteziklere karşı alerji ve hamilelik durumlarında uygulanmamalıdır. İşlem sırasında kooperasyon sağlayamayan hastalarda ve supraspinatus veya infraspinatus kaslarında ciddi nörolojik defisit veya zayıflık olanlarda da kaçınılmalıdır, çünkü işlemden sonra bu kaslarda teorik olarak zayıflık riski vardır.

İşlem nasıl uygulanmaktadır?

Tanısal sinir blokları

Radyofrekans ablasyon işleminden önce, supraskapular sinirin hastanın ağrısının kaynağı olduğunu doğrulamak için tanısal sinir blokları yapılır. Bu prosedür sırasında, ağrıya neden olduğu düşünülen sinirler geçici olarak bloke edilir veya uyuşturulur. Bunun amacı, bu sinirlerin ağrıdan sorumlu olduğunu belirlemek ve doğrulamaktır. Bu rahatlama sadece yaklaşık 5-8 saat sürmelidir.

Supraskapular sinir radyofrekans ablasyonu genellikle girişimsel ağrı uzmanı (algoloji uzmanı) tarafından gerçekleştirilen ayakta tedavi prosedürüdür. Aşağıda işlemin aşamalarına genel bir bakış yer almaktadır:

Hazırlık aşaması

Hastaya rahat bir pozisyon verilir ve işlem alanı temizlenir ve steril hale getirilir.

Lokal anestezi

Enjeksiyon bölgesini uyuşturmak için lokal anestezi uygulanır ve işlem boyunca hastanın rahat etmesi sağlanır.

İğnenin kılavuz eşliğinde yerleştirilmesi

Floroskopi veya ultrason kılavuzluğunda, supraskapular sinirin yakınına özel bir radyofrekans iğnesi yerleştirilir. Floroskop veya ultrason, doktorun iğnenin yerleşimini gerçek zamanlı olarak görselleştirmesine yardımcı olur.

Radyofrekans ablasyonu

İğne doğru şekilde yerleştirildikten sonra, radyofrekans enerjisi iğneyle iletilir ve siniri işlevsiz hale getiren ısı üretilir. Bu, sinirin ağrı sinyallerini iletme yeteneğini bozar.

İşlem sonrası izlem

İşlemden sonra hastalar, olası bir komplikasyon veya olumsuz reaksiyon olmadığından emin olmak için kısa bir süre izlenir.

Supraskapular sinir RF ablasyonu sonrası olası komplikasyonlar

Supraskapular sinirin radyofrekans ablasyonu ile ilişkili komplikasyonlar nadirdir, ancak hafif kanama, enfeksiyon, yakındaki sinirlerde hasar, geçici ağrı veya rahatsızlık, alerjik reaksiyonlar ve işlemden sonra supraspinatus veya infraspinatus kaslarında güçsüzlük görülebilir.

İşlem sonrası süreç takibi

Genellikle hastalar işlemle aynı gün taburcu edilir ve birkaç gün içinde normal faaliyetlerine devam edebilirler. Ağrının giderilmesinin fark edilmesi birkaç hafta sürebilir ve hastalar gelecekte ek tedavilere ihtiyaç duyabilir. Hastanın ilerlemesini izlemek ve herhangi bir komplikasyon olmadığından emin olmak için tedavi eden hekimden takip randevuları alınması önerilir.

Supraskapular sinir radyofrekans ablasyonu, konservatif tedavilerin etkisiz kaldığı kronik omuz ağrısından muzdarip hastalar için önemli bir seçenektir. Bu minimal invaziv işlem önemli ölçüde rahatlama sağlayabilir, yaşam kalitesini artırabilir ve genel omuz fonksiyonunu iyileştirebilir. Bununla birlikte, hastaların bu işlem için uygun bir aday olup olmadıklarını belirlemek ve potansiyel fayda ve riskler hakkında kişiselleştirilmiş tavsiyeler almak için bir algoloji uzmanına danışmaları gerekir.

Medial Dal Sinir Radyofrekans Ablasyonu (Faset Denervasyonu)

Medial dal sinir radyofrekans ablasyonu - Faset denervasyonu

Medial Dal Sinir Radyofrekans Ablasyonu (Faset Denervasyonu): Bel ve Boyun Ağrılarının Etkili Tedavisi

Kronik sırt ve boyun ağrısı, günlük hayatınızı ve genel sağlığınızı etkileyerek sizi yıpratabilir. Çeşitli tedavileri denediniz ancak başarılı olamadıysanız, medial dal sinir radyofrekans ablasyonu (medial dal RF termokoagülasyonu veya faset eklem denervasyonu olarak da bilinmekte) aradığınız çözüm olabilir. Bu makalede, bu işlemin neler içerdiğini, kimler için uygun olduğunu ve işlem sırasında ve sonrasında neler bekleyebileceğinizi inceleyeceğiz.

Medial dal sinir radyofrekans ablasyonu nedir?

Omurga omurlardan oluşur ve bu omurlar arasında stabilite sağlayan ve çeşitli omurga hareketlerine izin veren faset eklemler bulunur. Bu faset eklemler, zedelendiğinde veya iltihaplandığında ağrı sinyallerinin iletilmesinden sorumlu olan sinir uçları bakımından zengindir. Medial dal sinirleri, faset eklemlerini innerve eden ve ağrı habercisi olarak görev yapan küçük sinir dallarıdır.

Medial dal sinir radyofrekans ablasyonu - Faset denervasyonu

Radyofrekans ablasyonu, ağrıdan sorumlu siniri duyarsızlaştırmak ve kalıcı olarak ağrı sinyalleri gönderemez hale getirmek için radyofrekans dalgalarını kullanan bir prosedürdür. Medial dal sinir radyofrekans (RF) ablasyonu, öncelikle omurgadaki faset eklemlerle ilgili sorunların neden olduğu boyun, sırt ve belde oluşan kronik ağrıyı hafifletmeyi amaçlayan minimal invaziv bir girişimsel tıbbi işlemdir. Bu prosedür özellikle faset eklemlerden beyne ağrı sinyallerinin iletilmesinde önemli bir rol oynayan medial dal sinirlerini hedef alır.

Medial dal sinir RF ablasyonu için endikasyonlar

Medial dal sinir RF ablasyonu, tipik olarak faset eklem rahatsızlıkları ile ilişkili kronik boyun,sırt veya bel ağrısı olan kişiler için önerilir. Bu prosedürden fayda görebilecek başlıca durumlar şunlardır:

Faset eklem osteoartriti: Omurgadaki eklemler iltihaplandığında veya dejenere olduğunda, belde, sırtta ve boyunda şiddetli ağrıya neden olabilirler.

Spondiloz: Bu, omurganın disklerini ve faset eklemlerini etkileyen, ağrı ve sertliğe neden olan dejeneratif bir durumdur.

Whiplash yaralanmaları: Bazı durumlarda, iyileşmemiş whiplash yaralanmaları olan hastalarda, kronik boyun ağrısı gelişebilir ve bu durum bu prosedürle tedavi edilebilir.

Kontrendikasyonlar

Medial dal sinir RF ablasyonu birçok hasta için etkili olsa da herkes için uygun olmayabilir. Kontrendikasyonlar şunları içermektedir:

Hamilelik: Doğmamış çocuğa ilişkin potansiyel riskler nedeniyle hamile kadınlar için önerilmez.

Tedavi bölgesinde enfeksiyon: Prosedür bölgesinde enfeksiyon varsa, bu prosedürü uygulamadan önce tedavi edilmesi önemlidir.

Alerjik reaksiyonlar: Bazı kişilerin prosedürde kullanılan gereçlere karşı alerjisi olabilir.

Kanama bozuklukları: Kanama bozukluğu olan veya kanın pıhtılaşmasını engelleyen antikoagülan ilaçlar alan hastalar medial dal RF termokoagülasyonu için uygun adaylar olmayabilir.

Medial dal sinir RF ablasyon prosedürü aşamaları

Medial dal sinir blokları (tanısal aşama)

Medial dal sinir radyofrekans termokoagülasyonu uygulanmadan önce, hastalar genellikle ağrılarının kaynağını doğrulamak için bir tanı aşamasından geçerler. Bu aşama genellikle aşağıdaki adımlardan oluşur:

İlk değerlendirme: Sağlık uzmanınız tıbbi geçmişinizi kapsamlı bir şekilde gözden geçirecek, fizik muayene yapacak ve önceki görüntüleme tetkiklerini gözden geçirecektir.

Görüntüleme tetkikleri: Ağrı kaynağının, özellikle de omurgadaki faset eklemlerinin tam yerini belirlemeye yardımcı olmak için röntgen, MRG veya BT taramaları istenebilir.

Medial dal sinir bloğu: Ağrının medial dal sinirlerinden geldiğini doğrulamak için medial dal sinir bloğu kullanılır.

Tanısal medial dal sinir bloklarından sonra, ağrının hafifleme derecesini değerlendirmek için kısa bir süre takip edileceksiniz. Tanısal bloklar önemli ölçüde rahatlama sağlarsa (%50’den fazla), bir sonraki aşama olan medial dal radyofrekans denervasyonu için uygun bir aday olarak kabul edilebilirsiniz.

Medial dal sinir RF ablasyon prosedürü

Prosedür öncesi hazırlık

Prosedür için aday olduğunuz belirlendikten sonra doktorunuz size işlem öncesi talimatlar verecektir. Bu talimatlar genellikle işlemden önce aç kalmanız, bazı ilaçları (kan sulandırıcı ilaçlar gibi) bırakmanız ve tıbbi kuruluşa gidiş gelişinizi ayarlamanızla ilgili talimatları içerecektir.

İşlemden önce periferik damaryolu takılacak ve işlem odasına girdiğinizde nabız sayımı, kandaki oksijen seviyesi ve arteriyel kan basıncı gibi hayati bulgular izlenecektir.

Pozisyon verme

Prosedür başlamadan önce, hedef bölgeye erişime izin vermek için prosedür masasına yatırılacaksınız. Sağlık uzmanınız prosedür için rahat olmanızı ve yüzüstü pozisyonda uygun şekilde konumlandırılmanızı sağlayacaktır. Spesifik pozisyon, tedavi edilen medial dal sinirinin lomber (bel) veya servikal (boyun) bölgede olmasına bağlı olarak değişebilir.

Anestezi ve sedasyon

Uygun pozisyon verildikten sonra, tedavi uygulanacak bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezi yapılır. Bu lokal anestezi, işlem sırasında herhangi bir ağrı veya rahatsızlığı en aza indirmeye yardımcı olur. Bazı durumlarda, rahatlamanıza ve kendinizi daha rahat hissetmenize yardımcı olmak için sakinleştirici ilaçlar da kullanılabilir.

İğne yerleştirme

Anestezi ve sedasyon sonrasında, floroskopi eşliğinde küçük, özel bir RF iğnesi dikkatlice medial dal sinirine yönlendirilir. Amaç, iğneyi önemli yapılardan kaçınarak sinire yakın bir yere yerleştirmektir. İğne floroskopik olarak doğru yere yerleştirildikten sonra motor ve duyusal uyarılar verilir. Medial dal sinirine en yakın pozisyonda olmak için küçük ayarlamalar yapılabilir.

Medial dal sinir radyofrekans ablasyonu işlem odasında

Radyofrekans ablasyon (denervasyon veya termokoagülasyon)

İğne doğru pozisyona yerleştirildikten sonra radyofrekans (RF) ablasyon prosedürü başlar. RF cihazı, iğnenin ucunu ısıtan yüksek frekanslı elektrik akımları üretir. Bu ısı tam olarak sinire iletilir, koagüle olmasına veya temelde ‘yanmasına’ neden olur ve ağrı sinyallerini iletme yeteneğini bozar. Kullanılan sıcaklık, çevre dokulara aşırı zarar vermekten kaçınmak için dikkatlice kontrol edilir.

İşlem sonrası takip

RF termokoagülasyon prosedüründen sonra, işlem sonrası durumunuzu takip etmek için kısa bir süre gözlem altında tutulacaksınız. Bu, herhangi bir komplikasyon olmadığından ve yaşamsal belirtilerinizin stabil olduğundan emin olmak içindir. Hastaların bu süre zarfında tedavi bölgesinde hafif rahatsızlık veya ağrı hissetmeleri yaygındır.

Genellikle sedasyon veya anestezinin etkilerinin geçtiği bir derlenme odasında kısa bir süre geçireceksiniz. Sağlık uzmanınız size dinlenme, reçetesiz ağrı kesici ve herhangi bir aktivite kısıtlaması için öneriler içerebilecek ameliyat sonrası bakım talimatları verecektir. Sorunsuz bir iyileşme sağlamak için bu talimatlara uymanız önemlidir.

Medial dal sinir RF ablasyonunun potansiyel komplikasyonları

Medial dal sinir RF ablasyonu ile ilişkili komplikasyonlar nadirdir, ancak görülebilirler. Aşağıda, bu prosedürle ortaya çıkabilecek potansiyel komplikasyonlardan bazıları verilmiştir:

Enfeksiyon: Enfeksiyon, medial dal sinir ablasyonu da dahil olmak üzere tüm invaziv prosedürler için ortak bir risktir.

Kanama: Kanama nadir görülen bir komplikasyondur, ancak altta yatan kanama bozuklukları olan hastalarda daha yaygındır.

Alerjik reaksiyon: Potansiyel bir alerji genellikle röntgen görüntüleme için kullanılan kontrast maddeye ve nadiren de lokal anesteziye karşıdır.

Ağrı semptomlarının şiddetlenmesi: Nadir durumlarda, hastalar işlemden sonra ağrı semptomlarında artış yaşayabilir.

Enjeksiyon bölgesinde rahatsızlık: Hastalar enjeksiyon bölgesinde bir miktar rahatsızlık veya ağrı hissedebilir, ancak bu genellikle birkaç gün içinde düzelir.

Sinir veya omurilik hasarı veya felç: Çok nadir olmakla birlikte, iğneden kaynaklanan doğrudan travma sonucu veya ikincil olarak enfeksiyon, kanama nedeniyle kompresyon veya artere enjeksiyon nedeniyle tıkanma sonucu hasar meydana gelebilir.

Takip ve ağrının dindirilmesinin değerlendirilmesi

İşlemi takip eden günler ve haftalarda doktorunuzla bir takip randevunuz olacaktır. Bu ziyaret sırasında ağrınız değerlendirilecek ve gerekli ayarlamalar veya ek tedaviler tartışılabilecektir.

Her bir prosedürün spesifik detaylarının sağlık kuruluşuna, sağlık kuruluşunun uygulamalarına ve bireysel hasta ihtiyaçlarına bağlı olarak değişebileceğini unutmayın. Medial dal RF ablasyonu ile ilgili kişiselleştirilmiş bilgi ve rehberlik için her zaman doktorunuza danışın.

Diz Ağrısı Tedavisinde Geniküler Radyofrekans Ablasyon

Geniküler sinir radyofrekans ablasyonu

Diz Ağrısı Tedavisinde Geniküler Radyofrekans Ablasyon

Diz ağrısı, yaşam kalitesini ve hareket kabiliyetini etkileyen yıpratıcı bir durumdur. İlaçlar ve fizik tedavi gibi geleneksel tedavilerden sonuç alamayan hastalar için diz sinirlerine uygulanan Geniküler Radyofrekans Ablasyon (Geniküler RFA) önemli bir rahatlama sağlayabilir. Bu makalede, geniküler radyofrekans ablasyonunun ne olduğunu, endikasyonlarını, uygulanan prosedürün aşamalarını, potansiyel komplikasyonlarını ve kontrendikasyonlarını inceleyeceğiz.

Geniküler radyofrekans ablasyon nedir?

Geniküler radyofrekans ablasyon, diz ekleminden beyne ağrı sinyallerinin iletilmesinden sorumlu sinirleri devre dışı bırakmak için kullanılır. Bu minimal invaziv girişim sırasında, radyofrekans iğnesinin ucunda üretilen ısı ile sinirleri tahrip etmek için bir radyofrekans cihazı tarafından üretilen radyo dalgaları kullanılır. Diğer tedavilere iyi yanıt vermeyen kronik diz ağrısı olanlar için umut verici bir seçenektir. Geniküler radyofrekans ablasyon, ağrı sinyallerini keserek uzun süreli rahatlama sağlamayı amaçlar.

Geniküler sinir radyofrekans ablasyonu

Geniküler RFA için endikasyonlar

Aşağıdaki kriterleri karşılayan hastalar Geniküler RFA için aday olabilirler:

  • Konservatif tedavilere yanıt vermeyen semptomatik diz osteoartritinden (OA) muzdarip olanlar.
  • Total diz artroplastisi yapılan bölgede kalıcı ağrının kesin nedeninin belirlenemediği, başarısız diz protezi ameliyatı öyküsü olan hastalar.
  • Altta yatan tıbbi durumlar ve/veya yüksek vücut kitle indeksi nedeniyle ameliyat için uygun aday olmayan hastalar.
  • Diz ağrılarını tedavi etmek için cerrahi olmayan alternatifleri tercih edenler.
  • Daha önce başarılı bir geniküler sinir radyofrekans ablasyonu geçirmiş olan hastalarda, nitekim bu prosedür nükseden semptomatik diz OA’sını kontrol altına almak için tekrarlanabilir.

Kontrendikasyonlar

Geniküler RFA tüm hastalar için uygun olmayabilir ve kontrendikasyonları şunlardır:

  • Lokal anesteziye veya prosedür sırasında kullanılan diğer bileşenlere karşı alerjiler.
  • İşlem bölgesinde aktif enfeksiyon.
  • Ciddi kanama bozuklukları.
  • Bilgilendirilmiş onamı veya ameliyat sonrası bakımı engelleyebilecek psikolojik durumlar.
  • Kalp pili, periferik sinir stimülatörü ve implante edilebilir defibrilatör gibi cihazları olan hastalar.

Geniküler radyofrekans ablasyon nasıl uygulanır?

Geniküler RFA, preoperatif, intraoperatif ve postoperatif aşamaları içeren çok adımlı bir işlemdir.

İşlem öncesi (preoperatif) aşama

Bir doktor tarafından kişinin tıbbi geçmişi değerlendirilecek, fizik muayene yapılacak ve röntgen veya MRG taramaları gibi ilgili görüntüleme çalışmaları gözden geçirilecektir. Hastaya bilgilendirilmiş onam verilecek, işlem, potansiyel riskleri ve faydaları hakkında yeterince bilgi sahibi olmaları sağlanacak ve soru sorma fırsatı verilecektir.

Operasyon aşaması (intraoperatif):

Dize erişimi optimize etmek için hasta işlem masasında yatırılacaktır. İşlem sırasında hastanın rahat etmesini sağlamak için sedasyon veya lokal anestezi gibi ilaçlar uygulanabilir. Floroskopi veya ultrason gibi görüntüleme teknikleri, hedef sinirleri doğru bir şekilde belirlemek için doktor tarafından kullanılacaktır. Ciltten geçerek özel bir radyofrekans iğnesi geniküler sinirlere yakın yerleştirilecektir. Doktor, iğnenin doğru yerde olduğunu belirlemek için sinirleri uyararak durumu değerlendirecektir. Ardından, radyofrekans cihazı yardımıyla, yerleştirilen iğnenin ucunda ısı oluşturularak, 60 – 120 saniyelik bir süre boyunca geniküler sinirlerde bir lezyon oluşturulur. Ablasyon işleminden sonra lezyon oluşturulan bölgeye genellikle 1-2ml hacminde lokal anestezik ve kortikosteroid karışımı enjekte edilir.

Ameliyat sonrası (postoperatif) aşama:

Hastaların kısa bir süre gözetim altında tutulması, onların stabil olmalarını ve rahat etmelerini sağlamak için standart bir prosedürdür. Çoğu durumda hastalar aynı gün evlerine dönebilirler, ancak birilerinin ulaşımlarını sağlaması için ayarlama yapmaları gereklidir. Hastalar sonraki birkaç gün içinde bir miktar rahatsızlık yaşayabilir ve bu rahatsızlık giderek düzelecektir. Doktorlar hastaların durumunu izleyebilmek için takip randevuları planlayacaktır.

Geniküler radyofrekans ablasyonun komplikasyonları

Girişim bölgesinde enfeksiyon riski genellikle çok düşük olmasına rağmen, bu hastaların farkında olması gereken potansiyel bir komplikasyondur. Nadiren de olsa, işlem sırasında istemeden yakındaki sinirlere zarar verme olasılığı vardır, bu da geçici veya kalıcı komplikasyonlara yol açabilir. Bazı hastalar, işlemi takibeden günlerde yavaş yavaş azalması öngörülen, işlem bölgesinde geçici rahatsızlık veya şişkinlik yaşayabilir.

Geniküler RFA, geleneksel tedavilerle geçmeyen kronik diz ağrıları için umut verici bir tedavi seçeneğidir. Diz ağrısını hedef alan ve hafifleten minimal invaziv bir tedavi yöntemi sunarak daha iyi bir yaşam kalitesi sağlar. Bununla birlikte, geniküler RFA’nın sizin için doğru seçim olup olmadığını belirlemek için işlemi, risklerini ve faydalarını doktorunuzla ayrıntılı olarak tartışmanız çok önemlidir.

Pulsed Radyofrekans Yöntemiyle Bel ve Boyun Fıtığı Tedavisi

DRG Pulsed Radyofrekans Tedavisi

Boyun ve Bel Fıtığı Tedavisinde Pulsed Radyofrekans Yöntemi

Omurga kaynaklı boyun, sırt ve bel ağrıları, dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen yıpratıcı bir durumdur. Bu ağrıların yaygın nedenlerinden biri, omurlarımız arasındaki yumuşak yastık benzeri disklerin hasar görmesi veya fıtıklaşmasıdır. Bu durum sinir kökünün sıkışmasına ve ağrıya yol açar. Halk arasında fıtık olarak bilinen bu durum tıbbi literatürde “intervertebral disk hernisi” olarak isimlendirilir. Geleneksel tedaviler genellikle ilaç, fizik tedavi veya ameliyatı içerir. Ancak, Pulsed Radyofrekans tedavisi olarak bilinen yenilikçi ve minik girişimsel bir yöntem, bu ağrıların tedavisindeki etkinliği nedeniyle son yıllarda popülerlik kazanmıştır.

Arka Kök Ganglionu Pulsed Rayfrekans (DRG Pulsed RF) tedavisi nedir?

Arka kök ganglionu (DRG – Dorsal Root Ganglion), omurilikte ağrı sinyallerinin iletilmesinden sorumlu bir duyusal sinir hücreleri kümesidir. Arka Kök Pulsed Radyofrekans tedavisi, ciltten bir radyofreakns iğnesinin sokulmasını ve görüntüleme teknikleri (floroskopi) kullanılarak arka kök ganglionuna yönlendirilmesini içerir. İğne yerine yerleştirildikten sonra, radyofrekans cihazı yardımıyla, ağrı sinyallerini engellemek için hedefe yönelik radyo dalgaları kullanılır.

DRG Pulsed Radyofrekans Tedavisi

Arka Kök Ganglionu (DRG) Pulsed Radyofrekans tedavisi hangi durumlarda önerilir?

  • Hasta, günlük yaşamını ve yaşam kalitesini etkileyen intervertebral disk hernisi (fıtık) nedeniyle kronik ağrı yaşamaktadır ve ilaçlar ve fizik tedavi gibi geleneksel tedaviler ağrı düzeyinde yeterli rahatlama sağlamamıştır.
  • Cerrahi ameliyat hasta için uygun bir seçenek değildir.

Pulsed Radyofrekans işlemi nasıl uygulanır?

İşlem öncesi değerlendirme

İşlemden önce algoloji uzmanı ayrıntılı bir muayene yapacaktır. Bu muayene, hastanın tıbbi geçmişinin gözden geçirilmesini, ağrı semptomlarının değerlendirilmesini ve MR veya BT taramaları gibi herhangi bir tanısal görüntülemenin dikkatli bir şekilde incelenmesini içerir. Görüntüleme çalışmaları algoloji uzmanının fıtıklaşmış diskin ve etkilenen arka kök gangliyonunun (DRG) tam yerini ve şiddetini belirlemesine yardımcı olur. Bu değerlendirmeye dayanarak doktor, hastanın özel durumu için en etkili tedaviyi planlar.

İşlem öncesi hasta hazırlığı

İşlem günü hastaya günübirlik yatış yapılır ve bir hastane önlüğü giymesi istenir. Sıvılar ve gerekli ilaçlar için hastaya damar yolu (IV) açılır. İşlem odasına alındıktan sonra işlem masasına yüzüstü (pron) pozisyonda yatması  istenecektir. Kanda oksijen değeri, kan basıncı ve kalp atış hızı gibi hayati belirtileri işlem boyunca takip edilecektir.

Anestezi

İşlem sırasında hastanın rahatını sağlamak ve endişesini en aza indirmek için sakinleştirici ilaçlar damar yolundan verilebilir. RF iğnesinin yerleştirileceği alanın etrafındaki cildi ve dokuları uyuşturmak için lokal anestezi algoloji uzmanı tarafından uygulanacaktır. İşlem sırasında uyarılar verileceği ve hastadan geribildirim alınması gerektiği için hastanın tamamen uyutulması tercih edilmez.

RF iğnesinin yerleştirilmesi

Algoloji uzmanı, gerçek zamanlı bir X-ışını yönlendirme sistemi olan floroskopi kullanarak, radyofrekans iğnesini,fıtığın etkilediği arka (dorsal) kök ganglionunun yakınındaki doğru yere dikkatlice yönlendirecektir. Floroskopi, omurga ve diğer kemik yapıların ayrıntılı görüntülenmesine olanak tanıyarak iğnenin düzgün bir şekilde yerleştirilmesini sağlar.

Duyusal ve motor stimülasyon

RF iğnesi yerine yerleştirildikten sonra, iğnenin dorsal kök ganglionuna yakınlığını doğrulamak için duyusal ve motor stimülasyon yapılır. Bunun için RF iğnesi radyofrekans cihazına bağlanır ve küçük elektriksel uyarılar verilir. Bu aşamada hastadan uyarılarla ilgili geribildirim alınır. Duyusal stimülasyon (uyarı) karıncalanma veya basınç hissi gibi duyumlar üreterek ağrı sinyali veren sinirlere yakınlığı doğrular. Motor stimülasyon, iğnenin doğru yerleştirildiğini gösteren bir kas seğirmesine neden olabilir.

Radyofrekans uygulaması

İğnenin doğru şekilde konumlandırılmasından sonraki adım, pulsed radyofrekans uygulaması yoluyla üretilen enerjinin arka kök ganglionuna verilmesini içerir. Bu enerji özel bir makine (radyofrekans makinesi) tarafından üretilir ve iğne aracılığıyla hedeflenen dorsal (arka) kök ganglionuna atımlarla iletilir. İğne ucunda oluşan ısı 420C olarak ayarlanır ve bu da sinirlerin hasar görmesini engeller. Hasarlı (fıtıklaşmış) intervertebral diskin sebep olduğu ağrı sinyallerini iletilmesini bozarak ağrı kaynağı ile beyin arasındaki iletişimi etkili bir şekilde kesintiye uğratır ve bir süre sonra rahatlama sağlar.

Pulsed radyofrekans tedavisi - DRG Pulsed RF

İşlem sonrası takip

İşlem tamamlandıktan sonra, akut bir komplikasyon veya yan etki olmadığından emin olmak için kısa bir süre boyunca gözlem alanında veya servis odasında hasta izlenecektir. Bu süreçte de hastanın kanda oksijen değerleri, kan basıncı ve kalp atım hızı takip edilecektir. Sedasyon (anestezi) aldıysa hastanın tam uyanması arzu edilir. Hastadan uzuvlarının hareket ettirmesi ve tedavi edilen bölgedeki ağrının hafiflediğini doğrulamak için geri bildirimde bulunması istenebilir.

Taburculuk ve iyileşme

Sağlık ekibi hastanın durumundan memnun kaldığında, işlem sonrası doktorun önerileriyle hasta taburcu edilecektir. Bu öneriler genel olarak normal yaşam faaliyetlerine devam etme, enjeksiyon bölgesindeki geçici rahatsızlıkları gidermeye yönelik tavsiyeleri, ağrı kesici ilaç kullanımını ve kontrol muayene randevularının planlamasını içerir.

Potansiyel komplikasyonlar

Dorsal kök ganglion pulsed radyofrekans tedavisi genellikle güvenli olmakla birlikte, nadir de olsa bazı potansiyel komplikasyonları mevcuttur:

  • Enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon
  • Kanama veya morarma
  • Enjeksiyon bölgesinde geçici rahatsızlık veya ağrı
  • Sinir hasarı (algoloji uzmanları (bu alanda en kapsamlı eğitime sahipler) tarafından yapıldığında son derece nadirdir)

Pulsed Radyofrekans tedavisi hangi durumlarda önerilmez

Herkes DRG Pulsed RF tedavisi için uygun bir aday değildir. Aşağıdaki durumlarda uygulanması önerilmeyebilir:

  • Enjeksiyon bölgesinde veya vücudun başka bir yerinde aktif bir enfeksiyon varsa
  • Hastanın kanama bozukluğu varsa veya kan sulandırıcı ilaçlar kullanıyorsa
  • Lokal anesteziklere veya prosedürde kullanılan diğer bileşenlere karşı alerjisi varsa
  • Hamilelik veya hamilelik şüphesi
  • Hastanın bilgilendirilmiş onam alınmasına ve işlem sırasında kooperasyonu engelleyebilecek ciddi psikolojik veya bilişsel bozukluklarının olması

Sonuç olarak, arka kök ganglion pulsed radyofreakns tedavisi, geleneksel tedavilerin başarısız olduğu intervertebral disk hernisine bağlı ağrılar için yeni ve etkili bir tedavi seçeneğidir. Genel olarak güvenli olsa da, bu işlemin her hastanın özel durumu için uygun olup olmadığını belirlemek için mutlaka kalifiye bir ağrı (algoloji) uzmanına danışması çok önemlidir.

Sakral Sinir Stimülasyonu Nedir ve Hangi Hastalara Önerilir?

Sakral sinir stimülasyonu

Sakral Sinir Stimülasyonu Nedir ve Hangi Hastalara Önerilir?

Sakral sinir stimülasyonu nedir?

Sakral sinir stimülasyonu (veya sakral nöromodülasyon), sakral sinirleri uyarmak için poponun üst kısmına cilt altına bir elektroda bağlı küçük bir cihazın (halk arasında ‘mesane pili’ olarak tanınır) yerleştirilmesini içeren minimal invazif bir prosedürdür. Sakral sinirler omurganın tabanında yer alır ve mesane, bağırsak ve pelvik taban kaslarının kontrolünden sorumludur. Sakral sinir stimülasyonu (SNS), konservatif tedavilere dirençli kronik pelvik ağrılar, idrar kaçırma ve fekal inkontinans (büyük abdest tutamama veya kaçırma) gibi durumlarda önerilen bir tedavidir.

Sakral sinir stimülasyonu

Yapılan bazı çalışmalarda, SNS tedavisi uygulanan hastaların %80-den fazlası bu tedaviden fayda gördüğü bildirmektedir. Sakral nöromodülasyon tedavisi 1982 yılında Tanagho ve Schmidt tarafından geliştirildi. FDA tarafından 1997 yılında onaylanmıştır.

Sakral sinir stimülasyonu nasıl etki eder?

Sakral sinir stimülasyonunun etki mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır, ancak mesane, bağırsak ve pelvik taban kaslarını kontrol eden sakral sinirlerin düzenlenmesini sağladığı düşünülmektedir. Cihaz sakral sinirlere elektriksel uyarılar gönderir ve bu da mesane, bağırsak ve pelvik taban kaslarının nöral aktivitesini modüle eder(düzenler). Bu modülasyon, mesane ve bağırsak fonksiyonlarında iyileşmenin yanı sıra pelvik ağrı ve inkontinansta azalma ile sonuçlanmaktadır.

Sakral sinir stimülasyonu tedavisi nasıl uygulanır?

Sakral sinir stimülasyonu için uygun implantasyon işlemi iki aşamadan oluşur: deneme aşaması ve kalıcı implantasyon aşaması. Deneme aşamasında, hastanın tedaviye yanıt verip vermeyeceğini belirlemek için sakral sinirlerin yakınına geçici bir elektrot yerleştirilir. Hasta deneme aşamasında semptomlarında önemli bir iyileşme görürse, kalıcı implantasyon için aday olabilir.

Kalıcı implantasyon aşaması, kalp piline benzer küçük bir cihazın poponun üst kısmında leğen kemiğinin üzerinde cilt altına yerleştirilmesini içerir. Cihaz, sakral sinirlerin yakınına yerleştirilen elektroda bağlanır. Cihaz, mesane, bağırsak ve pelvik taban kaslarının sinirsel aktivitesini modüle eden sakral sinirlere elektriksel uyarılar gönderir. Hasta, elde taşınabilen bir programlayıcı kullanarak stimülasyon seviyesini ayarlayabilir.

SNS’nin riskleri ve komplikasyonları

Her cerrahi prosedür ve tıbbi tedavinin potansiyel sorunları ve istenmeyen etkileri vardır. Karen Noblett ve arkadaşları tarafından yapılan InSite çalışmasında  beklenmeyen hiçbir ciddi yan etki bildirilmemiştir. Tipik yan etkiler arasında elektrot kayması, enfeksiyon (%3) (çoğunlukla diyabet hastalarında), elektrot kırılması (%1), elektrotta yüksek empedans, elektrotta elektriksel ‘kısa devre’ ve ‘mesane pilinin’ implante edildiği bölgede ağrı (%5) yer almaktadır.

Hangi durumlarda SNS önerilmez?

Sakral sinir stimülasyonu tedavisi için bazı tıbbi durumlar engel oluşturur. Bu durumlardan en çok rastlananlar:

  • ciddi psiklojik sorunların olması
  • hastanın zihinsel durumunun yetersiz olması
  • hamilelik
  • hastada kalp pilinin olması
  • işlem yerinde enfeksiyon veya hastada sepsis olması
  • anal sfinkterin bütünlüğünün bozulması, rektal prolapsus (kalın bağırsağın son bölümünün anüsten sarkması)

Doktora mutlaka hastanın kendisi veya yakınları tarafından kapsamlı bilgi verilmelidir. Yukarıda belirttiğimiz durumların varlığında SNS tedavisinin yararından çok zararının olacağı bilinmelidir.

Kronik Ağrı ve Ultrason Eşliğinde Girişimsel Uygulamalar

Ultrason eşliğinde girişimsel ağrı tedavisi

Kronik ağrı tedavisi için ultrason eşliğinde girişimsel uygulamalar hangi durumlarda ve  nasıl yapılır? Avantajları nelerdir?

Ultrason eşliğinde girişimsel uygulamalar hangi ağrıların tedavisi için önerilir ?

Ultrason eşliğinde girişimsel uygulamalar, algoloji uzmanlarına, ağrının kaynağının doğru bir şekilde belirlenmesine ve tedavinin doğru noktaya uygulanmasına sebep olur. Bu da kronik ağrının daha etkili bir şekilde hafifletilmesine olanak sağlar. 

Ultrason cihazı, yüksek frekanslı ses dalgalarının kullanıldığı bir tıbbi görüntüleme makinesidir. Dalgaların vücut dokularında yansımasıyla oluşan görüntüleri oluşturur ve bu görüntüler, doktorların vücudun içindeki yapıları görmelerine olanak tanır. Ultrason eşliğinde girişimsel uygulamalar ise, bu görüntülerin yardımıyla gerçekleştirilen invazif tedavi yöntemleridir. 

Algoloji uzmanları tarafından kronik ağrıların tanı ve tedavisi için yaptıkları girişimsel uygulamalar ; ağrıya neden olan sinir ve sinir ağı blokları, sempatik ganglion blokları, radyofrekans tedavisi ve yumuşak doku ve eklemiçi enjeksiyonlar gibi prosedürler –  ultrason teknolojisi ile birlikte gerçekleştirilebilir. Bu teknikler, ultrason cihazının yardımıyla doğru bölgenin hedeflenmesini sağlar. Ve doktorlara ağrının kaynağını daha doğru bir şekilde belirleme olanağı sunar. Bu sebepten günümüzde ağrı polikliniklerinde  ultrason eşliğinde girişimsel uygulamalar deneyimli algoloji uzmanlarının vazgeçilmezi haline gelmektedir.

ultrason eşliğinde girişimsel uygulamalar
Kronik ağrı tedavisinde ultrason kullanımı

Ayrıca, kanser ve diğer kronik durumların sebep olduğu, örneğin, şiddetli karın ağrılarının kontrol altına alınması için kullanılan çölyak nörolitik blok gibi daha komplike ve invazif prosedürlerin de ultrason eşliğinde kronik ağrı tedavisi için uygulanması mümkündür. Ancak kronik ağrı tedavisi sürecinde ultrason eşliğinde girişimsel uygulamalar, eğitimli ve deneyimli algoloji uzmanları tarafından gerçekleştirilmelidir.

Ultrason eşliğinde girişimsel uygulamalar ağrı tedavisi için nasıl yapılır?

Kronik ağrı durumlarının tedavisi için ultrason eşliğinde girişimsel uygulamaların gerçekleştirilmesi, özel eğitim ve uzmanlık gerektirir.

Karar verme ve tedavinin uygulanması sürecinde yer alan adımları genel olarak özetlemek gerekirse:

Hasta değerlendirmesi: Herhangi bir girişimsel işlem yapılmadan önce hastanın tıbbi geçmişi ve mevcut durumu ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir. Bu, fizik muayene, kan tahlilleri ve gerçekleştirilen tüm görüntüleme çalışmalarının gözden geçirilmesini içerir.

Girişimsel tedavi uygulaması seçimi: Uygun girişimsel uygulama, hastanın spesifik ağrı durumuna ve tıbbi geçmişine bağlı olacaktır. Kronik ağrı durumları için ultrason eşliğinde yaygın prosedürler arasında sinir ve sinir ağı blokları, yumşak doku ve eklemiçi enjeksiyonları, ganglion blokları, fasyal plan blokları, radyofrekans tedavisi ve omurgaya yönelik (spinal) enjeksiyonlar gibi uygulamalar bulunur.

Hasta hazırlığı: Hastaya, lüzum halinde, aç kalma veya kan sulandırıcı ilaçlardan kaçınma gibi gerekli hazırlık adımları konusunda talimat verilecektir. Prosedür bölgesi de temizlenecek ve sterilize edilecektir.

Ultrason kılavuzluğu: Prosedür için hedef alanı bulmak için bir ultrason makinesi kullanılacaktır. Bu, ilgili anatomiyi gerçek zamanlı olarak görselleştirmek için ultrason probunun cilt üzerinde uygun pozisyona getirilmesini ve gerektiğinde hareket ettirilmesini içerebilir.

İğne yerleştirme: Ciltten ince bir iğne sokulacak ve ultrason görüntüsü ile hedef bölgeye yönlendirilecektir. Doğruluğu sağlamak için iğnenin birden çok kez yeniden konumlandırılması gerekebilir.

İlaç enjeksiyonu veya radyofrekans uygulaması: İğne doğru konuma geldiğinde, hedef bölgeye ilaç enjekte edilecektir veya radyofrekans tedavisi uygulanacaktır. Bu, prosedüre bağlı olarak lokal anestezik, kortikosteroid veya diğer ilaçlar kullanılabilir.

İşlem sonrası gözlem: Herhangi bir komplikasyon veya yan etki olmadığından emin olmak için hasta işlemden sonra bir süre izlenecektir. Ayrıca gerekli prosedür sonrası bakım ve takip randevuları hakkında talimatlar verilecektir.

Yukarıda anlatılan adımlar ultrason eşliğinde girişimsel uygulamalar önerdiğimiz hastalar için genel bir bilgidir. Uygulamaların belirli ayrıntılarının hastaya göre değiştiğini ve gerçekleştirilen her prosedüre bağlı olarak detayların değişeceğini unutmamak önemlidir. 

Kronik ağrı tedavisinde ultrason eşliğinde  girişimsel uygulamalar kullandığımızda sağlanan avantajlar

  • Gerçek zamanlı görselleştirme
  • Özel ameliyat odalarına ihtiyaç duyulmaması
  • Poliklinik ortamında gözlem altında uygulanabilinmesi
  • Hedef yapının, iğnenin ve enjekte edilen ilaçın görülmesi
  • %100 doğru hedefe işlemin uygulanması
  • Başarı oranının yüksek olması
  • Sıfır radyasyon

Ultrason eşliğinde girişimsel kronik ağrı tedavisi, günümüzde ağrı yönetiminde önemli bir araç haline gelmiştir. Algoloji uzmanlarının deneyimi ve eğitimi ile birlikte, ultrason teknolojisi sayesinde hastalara daha etkili bir ağrı yönetimi sağlanabilir. Bu nedenle, kendi algoloji kliniğimizde kronik ağrı tedavisi için ultrason eşliğinde yaptığımız tanı ve tedaviler, hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak için kullandığımız güvenli ve etkili yöntemlerden biridir.